ESRA EZMECİ
Çocuklukta kurulan bağlar aşkı şekillendiriyor
Hayatımızın en güzel anlarında, her şey tıkır tıkır işlerken, o bir anda soğur. Mesajlar seyrekleşir, sesi telefonda farklı gelir, bakışları kaçamak olur. "Ne oldu?" diye sorarsın, "İyiyim" der. Ama içinden bir şeylerin koptuğunu hissedersin. Bu durum o kadar yaygın ki, neredeyse her ikinci insanın hikayesinde bir yerlerde karşımıza çıkıyor. Peki neden? Sevdiğimiz insan bizi gerçekten seviyor mu, yoksa bu mesafe bir savunma mı?
İnsan ilişkileri basit değil. Bazen sevdiğimiz kişi bizi gerçekten seviyor ama kendi içindeki bir korku veya sorun yüzünden uzaklaşıyor. Bu uzaklaşma çoğu zaman bilinçli bir seçim değil. Çocukluğundan gelen alışkanlıklar, eski yaralar veya günlük stresler devreye giriyor. Düşünün: Bir çocuk küçükken annesi bazen sarılır bazen yok sayarsa, büyüyünce "Yaklaşırsam yine terk edilirim" diye korkabilir. Ya da çocukken "Ağlama, erkek adam güçlü olur" denirse, büyüyünce duygularını kapatmayı öğrenir. Tam ilişki güzel giderken bu eski alışkanlıklar ortaya çıkar.
HER ŞEY İYİ GİDERKEN NEDEN UZAKLAŞIR?
HERKES SEVGİYİ AYNI ŞEKİLDE YAŞAMIYOR
Bebeklikte var olan bağlanma şekillerimiz ileride kuracak olduğumuz ilişki tarzlarımızın temellerini atmaya başlar.
1- GÜVENLİ TARZ: Güvenli bağlanma sağlıklı ilişkiler kurabilen ve yürütebilen bir bağlanma şeklidir. Hem yakın olmayı sever hem de kendi hayatına yer bırakır. İlişki iyi giderken mesafe koymaz. Sorun çıkınca konuşur, çözer. "Her şey yolunda, neden uzaklaşayım?" der.
2- KAYGILI TARZ (ENDİŞELİ TİP): Bu kişiler terk edilmekten çok korkar. Partner az mesaj atsa hemen "Beni sevmiyor mu?" diye düşünür. Daha çok arar, soru sorar, yakınlaşmaya çalışır. İlişki derinleşince bu korku artar.
3- KAÇINGAN TARZ (UZAK DURMAYI SEVEN TİP): En sık "birden mesafe koyma" nedeni budur. Yakınlık onları boğar. Çocuklukta duyguları önemsemeyen bir aile ortamı olmuşsa, büyüyünce "Çok yaklaşırsam özgürlüğüm biter, canım yanar" diye düşünür. Her şey güzel giderken birden soğur, mesajları kısa keser, yalnız kalmak ister. Sevmiyor demek değildir; korkuyor demektir.
4- KARIŞIK TARZ: Hem korkar hem yakın olmak ister. Bir gün çok ilgili, ertesi gün buz gibi.
İLİŞKİ TEK TARAFLI FEDAKARLIKLA YÜRÜMEZ
Sağlıklı ilişki iki tarafın da mutlu olduğu yerdir. Bu tür mesafeler toplumumuzda sık görülür çünkü günlük hayatın getirdiği baskılar, aile beklentileri ve bireysel sorumluluklar kişileri zorlar. Özellikle yoğun çalışma temposu, maddi kaygılar veya gelecek belirsizliği yakınlığı tehdit gibi hissettirebilir. Bu noktada önemli olan, duyguları bastırmak yerine fark etmek ve yönetmektir. Mesafe koyan taraf genellikle kendi içinde bir savaş verir. Bu savaşta özgürlük ihtiyacı ile sevgi ihtiyacı çarpışır. Karşı taraf olarak sabırlı olmak, suçlamadan dinlemek ve kendi duygusal dengeni korumak büyük fark yaratır. Aynı zamanda kendi ihtiyaçlarını da göz ardı etmemek şarttır. İlişki tek taraflı fedakarlıkla yürümez. Bazen mesafe kalıcı olmayabilir; kişi kendi sorunlarını çözdükçe dönebilir. Ancak sürekli tekrar eden bir durum varsa, bu ilişkinin genel dinamiğini gözden geçirmek gerekir. İletişimi güçlendirmek, ortak aktiviteler planlamak, karşılıklı saygı ve anlayış ortamı yaratmak gibi adımlar genel olarak yardımcı olur.
ÇOĞU ZAMAN SORUN SENDE DEĞİL
Sen tarafında kalp sıkışması, uyuyamama, "Ne yaptım yanlış?" diye kendini suçlama olur. Bunlar normal. Ama şunu bil: Çoğu zaman sorun sende değil. Yapabileceğin basit şeyler...
UNUTMAYIN
Her insan farklıdır. Kendi değerini bilmek, sağlıklı sınırlar koymak ve gerektiğinde destek almak en önemli adımdır. Sevgi bazen yakınlık isterken bazen de anlayış ve zaman ister. Bu dengeyi bulmak ilişkileri daha güçlü kılar. Sevdiğin kişi birden mesafe koyarsa, hemen "Beni sevmiyor" deme. Çoğu zaman korku, stres veya eski alışkanlıkları onu hâlâ ağına almaya çalışıyor olabilir. Kendini suçlama. Kendi mutluluğunu elinde tut. Konuş, anlayış göster, gerekirse yardım al.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.