İLKER GEZİCİ

26 Eylül 2026, Cumartesi

Aynı evde iki yabancı

İlişkilerin başlangıcında herkes birbirinin en güzel tarafını görür. Birlikte yapılacak planlar, gidilecek şehirler hayaller vardır. Sonra hayat başlar. Faturalar, sorumluluklar, kariyer planları, alışkanlıklar, küçük hesaplaşmalar girer araya. Bir zamanlar hayran olduğunuz özellikler bile bir süre sonra tahammül edemediğiniz davranışlara dönüşebilir. İnsan bazen karşısındaki kişiyi kaybettiğini, onu hâlâ yanı başında sanırken fark eder. Sanırım en kötüsü de budur. Yan yan omuz omuzasındır ama aradaki mesafe o kadar çoktur ki ulaşamazsın. Bakarsın görmezsin. O çok sevdiğin adam gitmiş yerine tanımadığın yabancı biri gelmiştir. Çoğu kadın yaşamıştır eminim bu duyguyu... Ya bunu düzeltmek için yeni başlangıçlar yapmak gerekir ya da en başta sevdiğin o her şeyiyle âşık olduğun kişiyi değiştirmek... İkisi de çok zor. Charlie ile Harper da öyle bir çift. Harper ne istediğini bilen, hayatına yön vermeye çalışan bir kadın. Şef olma hayalinin peşinde giden, iyi bir restoranda çalışmaya başlayan gelecek vaadeden bir kız. Charlie ise onun tam karşısında duruyor. Hayatını bir türlü düzene sokamayan, sorumluluklardan kaçan, amaçsız, savsak ve biraz da büyümeyi reddeden bir adam.

Harper, Charlie'nin iyi bir işe sahip olmasını, geleceğini düşünmesini ve ilişkilerini ciddiye almasını istiyor. Onun için iyi bir gelecek hayal ediyor. Fakat bir noktadan sonra iyi niyetle başlayan bu çaba, Charlie'nin hayatına müdahaleye dönüşüyor. Harper farkında olmadan sevgilisini olduğu haliyle kabul etmek yerine, olmasını istediği adama dönüştürmeye çalışıyor. Charlie ise zaten kendi hayatının sorumluluğunu almakta zorlanırken bir de ilişkinin sorumluluğunu taşıyamıyor. Alkol problemi de bu dağınıklığı daha görünür hale getiriyor. Harper, ciddiye alınmak, birlikte bir gelecek kurmak, hayal ettiği hayatı yaşayabilmek istiyor ama Charlie onun hızına yetişemiyor. Dolayısıyla biri geleceğe kariyerinde yüksek basamaklar son sürat ilerlerken diğeri yerinde sayıyor ve değişmeye de niyeti yok. Tek kürekle ne kadar yol alınabilir ki. İlerleyebilmek için iki tarafın da çalışması gerekir. Burada Harper tek başına mücadele ediyor. Kariyerini düzene sokmaya çalışırken hiç büyümeye niyeti olmayan sevdiği adama ebeveynlik yapıyor adeta...
Bazen bıkıp küsüp yeni maceralar peşinde koşmaya, Charlie'yi geride bırakmaya karar veriyor. Yeni arkadaşlıklar deniyor ama başaramıyor, suçluluk hissediyor unutamıyor Charlie'yi. Aradan 5 yıl geçiyor. Ayrı yollara savrulan çiftimiz yeniden buluşuyor. Geçmişten dersler alan Charlie'nin kendine çeki düzen verdiğini görüyoruz ve hikaye bu kez bozulmamak üzere yeniden yazılıyor...
Yönetmenliğini Tom Dean ve Mac Eldridge'in üstlendiği Charlie & Harper: Her Şeye Rağmen isimli film bu ilişki problemini çok güzel masaya yatırıyor, etrafımızda gördüğümüz şahit olduğumu çiftlere ayna tutuyor. Dünya prömiyerini 2025 Toronto Uluslararası Film Festivali'nde gerçekleştiren filmde Harper'ı Emilia Jones, Charlie'yi ise Nick Robinson canlandırıyor. Emilia Jones'u özellikle CODA filmindeki Oscar ödüllü performansıyla hatırlayabiliriz. Nick Robinson ise Love, Simon başta olmak üzere gençlik ve ilişki dramalarındaki rolleriyle tanınıyor.
İki oyuncunun kimyası perdeye çok iyi yansıyor. Filmin hikayesi zaman zaman klişeye kaysa da, romantik komedi sevenleri tatmin edecek özelliklere sahip. Filmi izlerken zamana zaman kendi ilişkinizi de gözden geçirmeden edemiyorsunuz. O sebeple karakterlerle yakınlık kurmanız normal. Özellikle Harper ile empati yapıp ona içinizden tavsiyeler verirken bulabilirsiniz kendinizi.

İLİŞKİ ARADAKİ BOŞLUKTUR
Git-gelli kurgu sayesinde ilişkinin nasıl başladığını nasıl değiştiğini gösteren film aşkın her şeye rağmen yeterli olup olmadığını sorguluyor. Filmde beni asıl düşündüren de bu oldu. Fiziken birbirinize ne kadar yakın olursanız olun, aranızdaki duygusal mesafe büyüyebilir. Aynı evde, aynı odada, hatta aynı yatakta olabilirsiniz; ama artık birbirinizin hayatına dokunamıyorsanız aranızda görünmez bir duvar vardır. Filmdeki, "İlişki iki kişi arasındaki boşluktur" cümlesi üzerinde düşündüğüm bir cümle oldu. Zira, ilişki dediğimiz şey, iki insanın birbirine olan yakınlığından çok aralarında bıraktıkları boşlukla ilgili. O boşluk anlayışla, sabırla ve ortak hayallerle doluyorsa ilişki nefes alıyor. Ama taraflardan biri sürekli diğerini değiştirmeye, diğeri de değişmemek için direnmeye başladığında o boşluk giderek büyüyor. Mesafeler açılıyor. Harper ile Charlie'nin hikâyesinde de böyle oluyor.
Bir zamanlar birlikte kurdukları hayat, Harper için gerçekleşmeyen bir hayale dönüşüyor. Charlie ise sevdiği kadının neden artık eskisi kadar mutlu olmadığını anlamakta zorlanıyor. Birlikte bir gelecek hayal ettiğiniz kişinin, o geleceğin önündeki engel haline geldiğini düşünsenize... Büyük bir aşkla başlayan, birbirini değiştirmeye çalıştıkları için ve aynı frekansta yürüyemedikleri için yollarını ayıran o kadar çift var ki... Galiba sabır da bir noktadan sonra yetmiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.