YAVUZ DONAT

04 Mayıs 2005, Çarşamba

İktidar olmak, muktedir olmak ve kadro kurmak

Bir süre önceydi.
"Ekümenlik tartışması" çıkmıştı. ABD büyükelçisi de, verdiği resepsiyona, Fener Rum Patriği'ni "ekümen sıfatıyla" davet etmişti.
"Başbakanlık" bir genelge yayınladı:
- Milletvekillerimiz bu resepsiyona katılmasın.

***
Amerikalılar, Başbakanlığın bu tavrı karşısında dediler ki:
- "Bunun altını çizdik."

***
Aynı süreçte Irak'ta "TIR şoförlerimiz" öldürüldü.
Bir ordu komutanımız dedi ki:
- "Biz de bunun altını çizdik."

***
Yine "o süreçte" Başbakanımız, uzunca bir süre "ABD büyükelçisine randevu vermedi."
Onu "haftalarca" bekletti.

***
Bu "girişten" sonra yorumumuz:
1. Başbakanlık "ey milletvekili, ABD büyükelçiliğindeki kokteyle gitme" diye genelge yayınlamaz.
Bu konuda bir "eylem" sergilenecekse, bunu "Dışişleri düşünür ve yönetir."
2. Bu "nüanslara" dikkat etmek, doğrudan Başbakan'ın işi değildir... Başbakanlık ve Dışişleri bürokrasisinin işidir.
3. Eğer Türkiye olarak "bir şeyin" altını çizeceksek, bunu da askerden önce "sivil siyaset" seslendirmeliydi.
Seslendirecek kurum da "Dışişleri'ydi."
4. Başbakanlık bürokrasisi ile Dışişleri bürokrasisi arasında "bir iletişim sorunu mu var?"

***
Bu yorumu, üzülerek de olsa "şöyle bir tahminle mi" noktalamamız gerekiyor:
- Bizim Başbakanımız Amerikan Elçisi'ni ne kadar beklettiyse, Amerikan Başkanı da Başbakanımızı o kadar bekletecek mi?

***
Ve yazının sonu: Parti kurmak zor iştir. Tayyip bey zoru başardı. İktidara gelmek de zor iştir. Tayyip bey zoru yine başardı. Fakat "parti olmak... Muktedir olmak... Türkiye'yi iyi yönetmek"
farklı şeydir... Zordur.
"Bu zorluklar" aşıldı mı, "başarılı" olundu mu? İşte "soru" bu.

***
Zorlukların üstesinden gelmek için "Türkiye'yi, dünyayı ve gidişatı iyi okumak" gerekir. Tabii "iyi okuyacak kadroları da kurmak."

***
Siyasi iktidarın bürokratik kadro kurarken "mensubiyet aradığına dair"
yaygın bir kanaat var.
Mensubiyet "liyakatin önünden yürürse." Ehliyetten önce "benim adamım... Benim partilim... Benim arkadaşım" gelirse...
Açıkçası "emanet, ehline verilmezse..." "Sıkıntı" doğar.
Bir gün Başbakanlıktan "ileride baş ağrıtacak genelge" çıkar. Bir gün, "irticai kadrolaşma" iddiaları. Şu anda bu sorunlar dolu dolu yaşanmıyor mu?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.