YAVUZ DONAT

10 Eylül 2005, Cumartesi

Seçimin anahtarı ekonomi

FRANKFURT - Durgun bir ekonomi... Giderek artan işsizlik... İşsizliğe rağmen pahalı işçilik... İşçi çıkaran fabrikalar... Yurtdışına kaçan yatırımcılar.
İşte Almanya-2005. Durum "böyle" olunca...
Seçim kampanyasında da bunlar konuşuluyor.

***
Hür Demokrat Parti (FDP) Meclis Grup Başkanı W.Gerhard "Ağırlıklı bir siyasetçi."
Eğer partisi koalisyon ortağı olursa Gerhard'ın Dışişleri Bakanlığı'na getirilmesi söz konusu.
İşte bu sıcak seçim ortamında, bu önemli politikacının söylediği sözler:
- Berlin'de işçilik öylesine pahalı ki, oteller çamaşırlarını Polonya'da yıkatıyorlar.
İşçilik maliyetinin yüksekliği ekonomik işleyişi etkiliyor.
Tabii seçimi de.

***
Brandenburg, Berlin'e çok yakın bir kent.
"Berlin'in bitişiğinde" denilse yeridir.
Burası Almanya'da "işsizlik oranının en yüksek olduğu" yer.
Öyleyse Berlin otellerinin çamaşırları neden Brandenburg'da yıkanmıyor da Polonya'ya gönderiliyor.
Yanıt... Diğer Alman şehirlerinde olduğu gibi Brandenburg'ta da "işçilik çok pahalı."
İşsizler "ucuza çamaşır yıkayacaklarına" boş oturuyorlar.
"İşsizlik parası" alıyorlar.
Otomotiv sektörü Almanya'da çok önemli.
Seçim kampanyasının tam ortasında Volkswagen Grubu bir açıklama yaptı:
- 14 bin işçi çıkaracağız... Uluslararası alanda rekabet edebilmek için buna mecburuz.

***
Bu örnekleri vermemizin nedeni:
Alman seçim kampanyalarında ağırlıklı olarak konuşulan konu "ekonomi."
Genelde, oy vermeyecek olanlar bile Başbakan Schröder'i seviyorlar.
Schröder'in insan ilişkileri mükemmel.
Ama "iş" ekonomiye gelince.
Konu "işsizlik" olunca.
Her şey değişiyor.

***
Schröder "eğer işsizliği yarı yarıya azaltmazsam Başbakanlık bana haram olsun" diyerek seçim kazanmış ve Başbakan olmuştu.
İşsizliği azaltamadı.
Uyguladığı politikalar sonucu işsizlik daha da arttı.
Schröder'e bugünlerde "eski söylemi" hatırlatılıyor.
Ve Başbakan, siyasal yaşamının "en zor döneminden" geçiyor.

***
Bizdeki gibi kalabalık mitingler yok.
Kampanya daha ziyade TV'lerde oluyor.
Salon toplantıları yapılıyor.
Ana caddelere "masa kuruluyor."
Bu masada adaylar veya parti görevlileri, halka "broşür" veriyorlar.
"Bilgi" veriyorlar.
Ve "geleni geçeni öpüyorlar."
Alman seçiminin "bize benzeyen tek yanı" bu olsa gerek.
Alman politikacı "seçmeni öpmeyi öğrenmiş."

***
Eğer Almanya'da seçim bu ayın 18'inde değil de, gelecek ay yapılsaydı ne olurdu?
"Ne olacağını" söyleyelim:
Alman siyasetçiler "teravih namazına" bile gelirlerdi.
Zira "Türk'ün oyuna" öyle çok ihtiyaçları var ki.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.