YAVUZ DONAT

04 Ağustos 2008, Pazartesi

Halil İbrahim sofrası

<ı>Barış der <ı>her <ı>bir <ı>yanın <ı>altın <ı>gümüş <ı>taş <ı>olsa,
<ı>Dalkavuklar <ı>etrafında <ı>el <ı>pençe <ı>divan <ı>dursa,
<ı>Sapa <ı>kulpa <ı>kapağa <ı>itibar <ı>etme <ı>dostum,
<ı>Buyurun <ı>dostlar <ı>buyurun <ı>Halil <ı>İbrahim <ı>sofrasına.


***

Meclis Başkanı Köksal Toptan "çorba kazanını" gösterdi ve "buyur" dedi:
- Halil İbrahim sofrasına.
Barış Manço "nur içinde yatsın." Kendi öldü "şarkısı kaldı yadigar."

***

<ı>Ağzı <ı>açık <ı>gözü <ı>toklar <ı>buyursunlar <ı>baş <ı>köşeye,
<ı>Kula <ı>kulluk <ı>edenlerse <ı>ömür <ı>boyu <ı>taş <ı>döşeye,
<ı>Nefsine <ı>hakim <ı>olursan <ı>kurulursun <ı>tahtına,
<ı>Çalakaşık <ı>saldırırsan <ı>ne <ı>çıkarsa <ı>bahtına,
<ı>Buyurun <ı>dostlar <ı>buyurun <ı>Halil <ı>İbrahim <ı>sofrasına.


***

Köksal Toptan dedi ki:
- Bu kazan bereket kazanı... Halil İbrahim sofrası bereket sofrası... Buyur, çorbadan bir kaşık da sen al.
Köksal bey başladı "Hazreti İbrahim'i" anlatmaya:
- 3 semavi dinin de kabul ettiği peygamber.
Şanlıurfa "peygamberler kenti." Oraya yolu düşen, Harran Ovası'nı gezen "Hazreti İbrahim'i, bolluğu bereketi, Halil İbrahim sofrasını" dinler. Valilik her yıl bu konuda "bilimsel toplantı" düzenler.

***

İki kardeş varmış, büyüğü Halil, küçüğü İbrahim. Halil evli, çocuğu da var. İbrahim ise bekar.
Tarlayı ekmişler, mahsulü ikiye bölmüşler. Halil "gidip çuvalları getireyim" diye biraz uzaklaşınca...
İbrahim düşünmüş taşınmış ve kendi kendine demiş ki:
- Abim evli, çocuğu var... Ona daha çok buğday lazım... Kendi payımdan birazını onun buğdayının arasına koyayım.
Buğday, çuvallara konulurken, Halil düşünmüş taşınmış ve kendi kendine demiş ki:
- Allah'a şükür benim kurulu düzenim var... Kardeşim bekar... İleride evlenecek... Paraya ihtiyacı olacak... Benim payımdan bir miktarını onun çuvalına katayım.
İki kardeş her fırsatta "birbirlerinin çuvalına" buğday taşırlarmış.
Bu durum Allah'ın hoşuna gitmiş. Ve ondan sonra buğdaylarına "bir bereket, bir bereket vermiş" ki sormayın gitsin.
Bugün Türkiye'nin pek çok kentinde "Halil İbrahim Sofrası" diye lokanta vardır.

***

Şanlıurfa'da, Köksal Toptan'a bir "hediye" vermişler.
Halil İbrahim sofrasının "çorba kazanının maketini."
Köksal bey "geç kazanın başına, salla kaşığı" diye güldü.
- Teşekkür ederiz sayın Başkan, yemiş gibi olduk.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.