BURHANETTİN DURAN
HDP etkisi ve muhalefetin dış politika muğlaklığı
14 Mayıs seçimleri tartışmasız, yakın tarihimizin en kritik seçimi. İttifakların ve adayların telaşından, giderek sertleşen söylemlerinden bunu her düzlemde görmek mümkün. Kampanya döneminin son düzlüğünde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu arasındaki polemikler yükselmeden iki adayın ülkemizin geleceğine dair ne söylediğine ve daha önemlisi neyi muğlak bıraktığına odaklanmak faydalı olacak. Seçmenin üzerinde kolaylıkla uzlaşacağı konu, Cumhur İttifakı'nın ve Millet İttifakı'nın adaylarının "14 Mayıs sonrası Türkiye" için çok farklı vizyonlara ve tahayyüllere sahip olduğu. Parti ve adayların beyannameleri bunu anlamak için gerekli ise de yeterli değil. Bence iki adayın hangi parti ve siyasetçilerle güç birliği oluşturduğu muhtemel icraatlarının oturacağı siyasi denklemlerini göstermesi açısından programlardan daha önemli.
***
***
***
Kılıçdaroğlu'nun kurduğu siyasi blok bence artık ağırlıklı olarak CHP ve HDP işbirliğine dayanmakta. HDP'nin cumhurbaşkanlığı yardımcılığı ya da bakanlık almasına gerek yok. Adının masa mı sofra mı olduğu önemli değil. Türkiye'nin geleceğini belirleyecek kritik politikalar anlamında HDP, diğer muhafazakâr ya da milliyetçi partilere kıyasla daha etkili olacak. 6'lı Masa'nın adayının Kılıçdaroğlu olmasında da açıklanan "ortak politikalar mutabakat" metninde de HDP etkisi şimdiden bariz olarak ortada. İyi Parti masayı terk edip, linç yiyerek geri döndü ve hâlâ durulmadı. Halbuki HDP sessiz sedasız istediği adayı ve politikalarını Millet İttifakı'na dayattı.***
Millet İttifakı'nın dış politika ve güvenlik konularındaki muğlak yaklaşımı dikkat çekiyor. Bu muğlaklık HDP ile yapılan açık-gizli pazarlık ile birleşiyor. Kılıçdaroğlu'nun Suriye ve Irak'taki operasyonlar, YPG ve Libya-Doğu Akdeniz politikalarının ne olacağı konuşulmalı. En azından şu sorunun cevabını bilmeliyiz: ABD ve AB ile uzlaşarak Suriye ve Irak'ta YPG terör devletine göz yumulacak mı?Ayrıntılar için lütfen tıklayın.