ÜNAL ERSÖZLÜ (EGE)
İzmir'de "kalkınma" tartışması
Türkiye'nin ilklerinden İzmir Kalkınma Ajansı'nın faaliyetleri, kentte dönem dönem tartışılıyor. Aslında bu sadece, İzmir'e özgü bir durum değil.
Türkiye'nin farklı noktalarındaki kalkınma ajansları, ülke bütününde yeni sayılabileceği için, benzeri tartışmalar diğer bölgelerde de sık sık gerçekleşiyor.
Kalkınma ajanslarında, 'şeffaf' bir yapı amaçlanmış.
Doğal olarak, bilgi edinme, soru sorma, projeleri ve sürdürülen faaliyetleri süzgeçten geçirmeye yönelik bakış açısı, yerelden ulusala açılan pencerede hem basının hem de tüm yurttaşların hakkı. İzmir medyasından dostların da, bu anlamda kamusal alana duyarlı davranmaları, iyi bir şey.
İzmir Kalkınma Ajansı'nın görevi ise tartışılan tüm konularda, yerelde yurttaşları ve medyayı iyi bilgilendirmek; yöntemlerle ilgili, yeni arayışlar, yeni yollar bulmak.
İzmir medyasına yansıyan tartışmalarda, İZKA'nın verdiği 'hibelere' örnek olarak, bir 'protez laboratuvar'ının büyütülmesinden, 'kuruyemiş altyapısını geliştirme' projesine kadar, birbirinden farklı alanlarda hayata geçmiş başlıklar öne çıkıyor. Aslında bunların tümü, çok önceden kamuoyuna ilan edilmiş süreçte uygulamaya geçenler.
İzmir Kalkınma Ajansı'ndan destek alan projeler, bir program dahilinde uygulanmış.
Tam 152 projeye, 2008 yılında açıklanan "KOBİ Destek" ile "Sosyal Kalkınma Mali Destek" programları dahilinde, ajans tarafından verilen parasal toplam tutar 30.000.000 TL.
Yani kalkınma ajansına başvuranların, geçmiş yıllarda Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikteki KOBİ tanımına uyması şart. Ayrıca firmanın, kalkınma ajansının bulunduğu bölgede faaliyet göstermesi şart. İzmir Kalkınma Ajansı, İzmirli KOBİ'leri desteklemek durumunda. Yine bu mali destekler, göreceli, toplam bütçenin azami yüzde 50 oranını aşamıyor. Uygulamadan aylar önce, 'süre verilerek' kamuoyuna ilan edilen programlara başvuran projeler, 'bağımsız bir değerlendirici' kurula giriyor.
Kurulda sisteme göre puanlanan bu projeler, İzmir Valisi Cahit Kıraç'ın başkanlık yaptığı, kentin önemli kurumlarının temsil edildiği yönetim kuruluna, onaya geliyor. Amaç KOBİ'lere destek.
Bu destek süreci, 2008 yılında ilan edilmiş, 2009 yılında sonuçlandırılmış.
Belki de bu noktada eleştirilen, 'yapılan işin özü' olmamalı. Çünkü zaten öyle olur ise bu kez 'kalkınma ajanslarının felsefesi' baştan sorgulanır. Örneğin "KOBİ'ler desteklenmesin." demek de gerekir. Galiba burada temel yaklaşım; İzmir Kalkınma Ajansı desteklerinin, özellikle "denetçi ve değerlendirici" mekanizmayla birlikte, "subjektif" olmaktan çıkarılarak, daha "objektif", tüm kurumlar için daha "eşitlikçi" noktaya taşınabilmesi.
Sonuçta önemli olan, bu 'uygulamaların', "objektif ölçülerle", kaygıya 'sıfır yer' bırakacak, eşitlikçi bir anlayışla uygulanabilmesi. Ayrıca doğruların daha iyi algılanması için, daha çok çaba gösterilmeli. Yapılan güzel işlere destek vermek ise hepimizin görevi.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.