ÜNAL ERSÖZLÜ (EGE)
Hayat Notları
Kütüphanemdeki eski kitaplarımı karıştırıyordum. Artık kapanmış bir yayınevi olan Om'dan çıkan güzel bir kitapta, aşağıdaki cümlenin altını çizmişim:
"Yaşamın ve çalışmanın temel amacı, kişinin başlangıçta olmadığı kişi olmasıdır."
Bu sözcükleri 1982 yılında Vermont Üniversitesi'nde verdiği bir konferans sırasında, Michel Foucault söylemiş. Kendisine giydirilmeye çalışılan çok sayıda kimlikle ilgili bir soruya yanıt veren Foucault, "Aslına bakarsınız, tam olarak ne olduğumu bilmem gerektiği kanısında değilim." diyor.
Bir zamanlar söyledikleri, dönemin 'söylenmesi sınırlananlarıyla' temelden çeliştiği için, baldıran zehiriyle ölüme mahkum edilen Sokrates de, Eflatun'un aktardığı ünlü savunmasında şöyle demiş:
"Herhangibir şeyden vazgeçmeyi istemesi için, kişinin kendi hakkında bilmesi gereken nedir?"
İşte antik Yunan'da bu soruların tümüne verilen yanıt; "kendine dikkat etmek", "kendinle ilgilenmek" olarak adlandırılıyordu. Çünkü kişi ancak bunu uygularsa, kendine özen gösterirse, kendini tanırsa, kendini bilebilirdi.Yani Delfi Tapınağından yansıyan "kendini bilmek" ilkesine giden yol, kendine dikkat etmekten ve kendini tanımaktan geçiyordu.
Acaba öyle midir? Belki bunu da bilebilmek için, insanın 'kendini bilmeyle' ilişki kurması gerekir. Kendimizle, ruhumuzla ilgilendiğimizde, bilmenin sınırlarının, aslında çok farklı olduğunu mu anlayacağız. Bilmem... Hiç...
Bir insanın bilmek istediği ve olmak istediği var.
Diğer yanda:
Bir insanın bilebileceği ve olabileceği.
Bu sınırlamalardan kurtulun ve insanlar size istediğiniz her şeyi verecektir.
Onları onaylayın ve o zaman gerçek bencilliği sergilemiş olursunuz: Gerçeği söylemek.
Size verileni alın, verilmesini istediğiniz şeyi değil.
Size verileni alın:
Alınamayacak şeyi verin.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.