ÜNAL ERSÖZLÜ (EGE)
Hayat Notları: Düşler arasında
Çok eski bir Yunan söylencesi şair Orfeus'u anlatır. Aynı zamanda bir müzisyen olan Orfeus, söylenceye göre bitkilerden yırtıcı hayvanlara kadar yaşayan tüm canlıları, müziğinin ve şiirinin etkisi altına alırmış. Yani Orfeus, şiir söylediğinde ya da sitar çalarak müzik yaptığında, tüm çevresi büyülenir, yırtıcı hayvanlar bile sessizleşerek durdukları yere çakılırlarmış.
Böyle bir yaşam serüveni akarken, şairin karısı Eurydike bir yılan tarafından ısırılarak ölmüş. Şairin bütün sesleri bir anda susmuş.
Sonunda tanrılardan karısını yeniden hayata döndürme iznini almış.
Ama dönüş yolunda, onun hep önünde yürümek, onunla hiç konuşmamak, ona asla dönüp bakmamak koşuluyla. Çünkü bakarsa karısı yeniden ölecekmiş.
Şaire önce kolay gelmiş bu koşul. Ama aynı şair, dönüş yolunda, dayanamayıp merakla arkasına dönüp bakmış. Ve kesin olarak yitirmiş Eurydike'yi.
Bir zamanlar belki teknoloji yokmuş; ama sanat, hayat, efsane; insanlığın ruhsallığında, düşlerinde, tanrıları bile şiirle kandıran şairler yaratarak yola devam edermiş, sıradanlığa karşı. Düşle şiirin.
Şiirle aşkın. Özgürlük ile efsanelerin birlikte kucaklaştığı ne çok zengin günler yaşamış, insanlık geçmişte. Biz ise şimdilerde değerli olan her şeyi, sürekli sıradanlaştırdığımız için, sıradan olanın tadlarını bile unutur olduk sanki.
Hani Nasreddin Hoca'ya gelip:
-Hırsızı gördük, demişler; senin kunduralarını çalıp götürüyordu.
Hoca, ayaklarına bakmış:
-Çok şükür demiş, ayaklarım yerinde.
Çoğumuz 'çok şükür' diyoruz, hiç olmazsa 'algımız yerinde'
Hani Nasreddin Hoca'nın eşeği kaybolmuş.
-Bulana iki eşek, demiş.
-Bir eşeği bulana iki eşek verilir mi hiç, demişler.
-Siz bilmezsiniz, diye yanıtlamış; yitirilen bir şeyi bulmanın zevki gibi yoktur.
Gerçekten de yitirilen bir şeyi bulmanın tadı bambaşka. İyi pazarlar efendim.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.