ÜNAL ERSÖZLÜ (EGE)
Hayat notları: Ne çok uzak
Bir zamanlar, "Beni gerçekten tanısaydın, yine de sever miydin?" diye sormuştu ABD'li psikolog Eugene Kennedy, minnacık bir kitabında. Ne ilginç, her insanın, kendisine ait 'buğulu karanlık kilerinden' ya da ortalıkta görülmesin diye, 'halının altına süpürülen tozlardan' fışkıran, bir soruydu bu sanki. Her insanın kendisini takip eden gölgesinden, köklerinden gelen bir soru bu. Nedense bu soru hiç değişmiyor, yanıtları da sabitleşiyor sanki.
İşte bu nedenle, durmadan kendi egosuyla uğraşan insan tipi öne çıkıyor günümüzde. Egosunun gittikçe büyüyen, aslında kocaman yalnızlığı altında ezilen, üstünü örttüğü karanlıklarıyla bir türlü barışamayan, bazen güç bağımlılığına yakalanan, bazen sevgisizlik hastalığının yatağında, kıvrılarak acı çeken, ama bunun hiç farkında olmayan insan.
Ah insan; kendi eşsizliğinin, tekliğinin, birliğinin, sınırsızlığının, narinliğinin, güzelliğinin, zekasının, yaratıcılığının hiç farkında olmayan insan.
Yüreğinin derinliklerinde taşıdığı yüce bir sevginin, kendi kutsal haritasının, barış duygusunun, şefkatinin, merhamet topraklarında taşıdığı adaletinin, bir zamanlar Kant'ın yer yüzünün en önemli değeri olarak tanımladığı 'vicdanının', hiç farkında olmayan insan.
Bu korkusuyla, aslında gerçek özgürlüğünü tüketen insan.
Yaşamı boyunca, ruhunun karanlık noktalarında, onları ışığının altına taşıyamadığı için, kalbinden kopmuş acılı sözcüklerle dans eden insan. Umutsuzluğa kapılan. İşte bu nedenle de Eugene Kennedy'nin sorduğu gibi, sık sık kendi kendisine "Beni gerçekten tanısaydın, yine de sever miydin?" diye soran insan.
Ruhunu olumsuzluk okyanuslarının cahil kıyılarında acıtan insan.
Belki de hep derin bir kendisine güvensizlik uçurumunun kenarında, kaygı yağmurlarının altında yürüdüğü, sevgi alıp sevgi vermede kimsesizleştiği için, ıssızlıkta kendi insanlığına borçlu kalan insan. Önce kendisini sevemeyen, kötülükte çıkış arayan, eşitler arasındaki duruşu hiç tatmayan, tatmamış insan. Ah çaresize merhamet duyamayan, duymayan insan.
Ah insan, uyanıkken aslında uykuda olan.
Ah insan, unutup kısırlığa olan mahkumiyetini, başkalarını mahkum eden insan. Ah insan, unutup asırlar önce kulağına fısıldanan "komşunu kendin kadar sev" öğüdünü; komşusunu, ötekini, artık kendisini de hiç sevmediği kadar, sevmeyen insan. Eşitliği sadece sevgisizlikte yaşayan.
Hem Edip Cansever'in deyişiyle, gerçekten de:
"Ne gelir elimizden insan olmaktan başka."
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.