FAHRETTİN ALTUN
Mutabakat ortamı nasıl korunur?
Birkaç yıldır hasretini çektiğimiz bir ortamın içindeyiz. Siyasi alanda birlikteliği, mutabakatı, uzlaşmayı somut şekillerde tecrübe ediyoruz.
Binali Yıldırım, Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan'ın davetiyle bir araya geliyor, birlikte Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı somut tehditleri nasıl bertaraf edebileceklerini, yeni dönemde ne tür adımlar atılabileceğini müzakere ediyorlar.
Bu ortamı korumaya gayret etmeliyiz. Bunun için de birkaç hususu akıldan çıkarmamak gerekir. Bu mutabakat ortamını siyasete armağan eden, milletin ta kendisidir. Milletin ortak düşmana karşı mücadele ederken gösterdiği azim ve kararlılık yeni bir siyasal enerji doğurmuştur. Siyasi parti temsilcilerinin bu enerjiye duyarsız kalması düşünülemez. En çetrefilli dönemlerde dahi Türkiye'de sosyolojik olarak bir "toplumsal kutuplaşma"dan değil, bir "siyasal kutuplaşma"dan bahsedilebileceğini söylüyorduk. Bunun en somut halini o uzun 15 Temmuz gecesinde gördük.
Millet, Cumhurbaşkanını sadece 15 Temmuz gecesindeki kuşatmayı yarmak için gösterdiği gayret nedeniyle değil, 3 yıldır bu ülkeyi kuşatmaya kalkan şer şebekelerine yönelik gösterdiği gayret nedeniyle de takdir etmektedir. Elbette gerekçesiz ve irrasyonel Erdoğan düşmanlığıyla kendisine siyasi yığınak yapmak isteyenler yine olabilir. Ancak bilinmelidir ki bunu yapanlar bu mutabakat ortamına kast edenlerin bizatihi kendileri olacaklardır.
Bu milletin hakkıdır. Bütün devlet kurumlarının üzerinde milletin bu emaneti vardır. Şu anda bu devlet kurumlarında yer alan, kamu otoritesi kullanan herkes bu emanete sahip çıkmakla yükümlüdür. Milletin nöbet tuttuğu bir vakti mübarekte devletin bütün kurumları da nöbette olmak durumundadır.
FETÖ'ye "göz yumanlar" biraz da "9-5 mesailerini daha sorunsuz geçirmek" için bunu yapmadılar mı? Kimsenin mesleki konforu bizi ilgilendirmiyor. Nasıl ki milletin konforu bozuldu, nasıl ki millet yürüdü tankların üstüne; şimdi de elinde kamu otoritesi olan herkes o tankları hareket ettiren terör örgütüne karşı yürüyecek!
Geçmişte yürümeyenleri konuşmayı, "şimdilik" kaydıyla bir kenara bırakalım. Ama şu saatte de yürümezlerse, bu saatte de FETÖ ihanetini çökertmek için gecesini gündüzüne katmazlarsa işte o takdirde bu şebekenin suç ortağı olmuş olurlar. Bu da böyle biline!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.