YÜKSEL AYTUĞ

22 Haziran 2004, Salı

Dünyayı küçülten büyük adam

Ben "32. Gün"le büyüdüm. TRT döneminden bu yana "32. Gün" dünyaya açılan pencerem oldu. Mehmet Ali Birand ve genç ekibi, ülkemizde haber/belgesel programlarının öncüsüydü. Ortadoğu'da neler olup bittiğini, SSCB'nin dağılma sürecinin ardında yaşananları, Berlin Duvarı'nın yıkılışının ardından kurulan yeni dünya düzenini, Yaser Arafat'ın bilinmeyen yönlerini, Kıbrıs'ı ve AB'ye üyelik sürecimizi "herkesin anlayabileceği şekilde" anlatan, ukalalık etmeden "bilgi veren" 32. Gün'dü...
Mehmet Ali Birand'ın "okulundan" yetişenler, şimdi farklı ekranlarda ve sütunlarda habercilik serüvenlerini sürdürüyorlar. Can Dündar, Mithat Bereket, Cüneyt Özdemir, Cenk Başlamışlı ve diğerleri... Mehmet Ali Birand'ın içindeki "habercilik ateşi" ise asla külleneceğe benzemiyor. Birand, son olarak doğalgazın müthiş serüvenini bizlere anlatmak için ta Sibirya'ya gitti. Eksi 50 derecede morarmış burnunu saklamaya çalışıp, ellerini ovuştururken, genç bir muhabirin heyecanıyla anlatıyor, anlatıyordu... Meğer Rusya 150 bin kilometrelik bir doğalgaz ağına hükmetmeye çalışıyormuş. Sibirya'nın ıssızlıklarında doğalgaz için koca koca şehirler kurulmuş. Buradaki ailelerin çocukları "yaz mevsimini de yaşayabilsinler" diye onlara tropikal tarzda dekore edilen akvaryumlu oyun odaları hazırlanmış. Pompalama sisteminin kumanda merkezi, dünyadaki iklim değişikliklerine göre pompalama hızını ayarlıyormuş. Ve Sibirya'da bile Tarkan kaseti satılıyormuş... Bunların hepsi ayrı birer "haber"di. Bu nedenle CNN Türk'teki programı büyük bir ilgiyle izledim. İzlerken de, içindeki o genç, heyecanlı muhabiri asla büyütmeyen, onu plazaların gri odalarına hapsetmeyen Mehmet Ali Birand'ı alkışladım. Birand, ekranda içinden geldiği gibi konuşur, son derece doğaldır. Bu doğallığı bazen bizim "Gaf Kürsüsü" ne malzeme de sağlar. Kimi zaman Mehmet Ali Ağabey arayıp, "sitemlerini" bildirir. Ama bunu o kadar nazik, o kadar hassas bir şekilde yapar ki, insan övülüyor mu, dövülüyor mu anlayamaz!.. Bu belgeselde de Birand'ın ilginç sözleri vardı. "Gaz yürümez ki, itilir, pompalanır" dedi. Soğuğu anlatırken "Buradaki çocukların hepsi sadece don görüyorlar" deyiverdi. Ve "Gaf Kürsüsü"ne koymaya bile kıyamadığım şu sözü söyledi: "Bu şehirdeki 80 bin kişinin hepsi gaz çıkarmak için uğraşıyor!.." İyi ki varsın Mehmet Ali Ağabey...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.