YÜKSEL AYTUĞ

05 Mart 2008, Çarşamba

Köprü asıl şimdi yerle bir oldu

Star'ın Köprü dizisini dikkatle izliyorum. Ayşe Kulin'in ünlü biyografik romanından ekrana aktarılan dizi pek çok kimsenin telaffuz etmeye çekindiği gerçekleri anlatmak için yola çıkmıştı. Terörün önlenmesi için stratejik önemi yüksek bir köprünün yapımını kendine fon alarak, "Gidemediğin yer senin değildir" diye bas bas bağırıyordu. Malum, dizilerde yeni trend milliyetçilik. Gündemin de zorlamasıyla koyu hamaset ile harmanlanmış pek çok dizi ekranda boy gösteriyor. Ancak son zamanlarda biraz ifrata kaçıldığını düşünüyorum. Kuzey Irak'taki Güneş operasyonundan sonra bazı Kürt parlamenterlerin bölgede Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından tahrip edildiğini öne sürdükleri köprüleri gazetecilere gezdirdikleri günde Köprü'nün yayınlanması anlamlıydı. Ancak pazartesi gecesi söz konusu dizide ekrana getirilen bir sahne, başta şehit yakınları olmak üzere hepimizin yüreğini dağladı, moralimizi bozdu. "Köyün delisi" olarak bilinen Tuncay, tedavi gördüğü hastanede nöbet geçirirken "Tendürek Dağı, 2700 rakımlı tepe" gibisinden bir şeyler sayıkladı. Vali Faruk Yazıcı konuyu inceletti ve bir gerçeği ortaya çıkardı. Aklını yitiren Tuncay'ın askerliğini asteğmen olarak yaparken komuta ettiği tim, Tendürek'te PKK baskınına uğramış ve bütün askerler katledilmişti. Onu da öldü sanıp, bırakmışlardı. Tuncay olaydan sonra aklını yitirmiş, annesi ise bu acıya dayanamayarak bu dünyadan göçüp gitmişti. Köprü'de 1992 yılında Tendürek Dağları'nda yaşandığı iddia edilen o katliam sahnesi "tüm ayrıntılarıyla" canlandırıldı. Burada sizlere naklederken bile neresini sansürleyeceğimi bilemiyorum. Ama bundan sonra bu tür dizileri yapanların kulağına küpe olması için o sahneyi anlatmam lâzım: Askerler bir vadide elleri tetikte devriye görevi yapıyorlar. Birden üzerlerine ateş açılıyor. Hepsi birer birer şehit düşüyor. PKK'lılar bununla da yetinmiyor. Çoğu yaralı, yaklaşık 15 askeri birbirinin üzerine yığıyor, etrafında çember oluşturuyor ve makineli tüfeklerinin şarjörlerinde ne kadar mermi varsa Mehmetçikler'in üzerine sıkıyorlar. Siyahbeyaz çekilen sahnede sonu gelmez saniyeler boyunca kurşun yiyip, sarsılan, üzerinden kan fışkıran üniformalı bedenleri izlemek zorunda kaldım. Ve düşündüm, "Acaba üç gün önce evladını teröre şehit veren bir anne şu anda bu görüntüleri izlerken ne hisseder?" diye... Utandım, asıl utanması gerekenlerin yerine...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.