YÜKSEL AYTUĞ
Biraz empati lütfen
BABAM VAR YA...
Televizyondaki otomobil reklamını izleyince "Keşke metin yazarları bu reklamı yazmadan önce empati yapsalardı" dedim. Reklamda çocuklar yan yana dizilmiş ve kendi balarının ne kadar üstün olduğunu birbirlerine kabul ettirmeye çalışıyorlar. Biri "Benim babam var ya, çok yakışıklı" diyor, bir diğeri "Benimki var ya, çok güçlü..." Sonra otomobiliyle çocuğunu almaya gelen babayı görüyoruz. Çocuk, otomobil ile babasını özdeşleştirip, markayı yüceltiyor: "Benim babam, T...ta gibi adam!.." Peki ya babasını hiç tanımamış ya da kısa süre önce kaybetmiş çocuklar? Onlar bu reklamı izlediklerinde ne hissederler acaba? Hele ki babasını bir trafik kazasına kurban vermişse... Hele hele babası o marka otomobilin içinde can vermişse... Reklamdaki çocuklar, cümlelerine "Benim babam var ya..." diye başlıyor. Peki ya benim babam yoksa?.. Gereğinden fazla mı hassasiyet gösteriyorum? Sanmam... Çünkü insanı, diğer canlılardan ayıran temel farkın empati kurma yeteneği olduğuna inanıyorum. Yeterince inandırıcı olmadım mı? O zaman okurum Basire V. Akın'ın yazdıklarına bir göz atın: "Yüksel Bey merhaba, bugün bir yakınımı, yattığı psikiyatri servisinden alarak eve getirdim ve oyalansın diye televizyonu açtım. Arka Sokaklar dizisinde bir akıl hastası ve polislerimizin şahane insani-düzeyli muhabbetleri (!) vardı: 'Allah'ın delisi... Deliyi çapraz sorguya alalım, haah haaa!..' ve benzeri diyaloglar. Bunlara öfke ve şaşkınlık duymaktan kendimizi alamıyoruz. Selamlar, sevgiler.." Sempatik olmak, her daim empatik olmaktan geçiyor... Haksız mıyım?
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.