YÜKSEL AYTUĞ
Sözün bittiği yer
Ve birbirinin aynı demeçler: "Kanları yerde kalmayacak...", "Bedelini ağır ödeyecekler...", "Bugün soğukkanlı olunması gereken gündür..."
BEBEK KATİLLERİ
Evet, belli ki giderek ağırlık kazanan "Sorunların çözüm yeri TBMM'dir. Meseleler silahla değil, konuşarak çözümlenebilir" anlayışı, gözü dönmüş terör örgütünün varlık nedenini ortadan kaldıracağı için, onları paniğe sevk etmiş.
Bölgede kanla, barutla beslenenler; destekçilerinin de verdiği cesaretle kan bürüyen gözlerini bu ülkenin birlik ve beraberliğine dikmiş. Bunları biliyoruz. Biliyoruz da, ölen her Mehmet'in ailesine bunu nasıl anlatacağız? Soğukkanlılığımızı koruyalım. Koruyalım da, karşımızda caniler var. Düşünün; polis aracının geçeceği yola uzaktan kumandalı patlayıcı yerleştiriyorlar. O araçla birlikte kasası çoluk çocuk dolu bir kamyonetin geçtiğini de görüyorlar. Göre göre, bir an bile tereddüt etmeden, düğmeye basıyorlar.
Sonuç: Beş polis ve iki vatandaşla birlikte 2 yaşında bir bebek de hayatını kaybediyor. Ve bize yine dişimizi sıkmak kalıyor...
SON NOKTA !
Ben ağzından köpükler saçan bir şahin değilim... Daima barışın yanındayım. Sorunların konuşarak, tartışarak ve nihayetinde uzlaşarak çözülmesini tercih ederim.
Ama artık bıçağın dayanacağı kemik de kalmadı. Milletçe "Bu kan dursun da nasıl durursa dursun" gibi son derece tehlikeli bir ruh haline bürünmüş durumdayız. Beni en çok endişelendiren de bu...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.