YÜKSEL AYTUĞ
Ümit'siz vaka'yım
Sevgili okurlar, bir süreliğine televizyon konularını ıskalarsam, sebebi Ahmet Ümit'tir, peşinen söyleyeyim. Zira ben Ahmet Ümit'in polisiyelerini okurken sadece sayfaları çevirmekle yetinmiyorum. O kitabı, öykünün geçtiği yerlerde okumayı seviyorum.
Son olarak İstanbul Hatırası'nı okurken, Tarihi Yarımadayı turlayıp durmuştum... Ustanın üç öyküsü çizgi romana dönüştürüldüğünde de Beykoz-Kandilli arasına sefer düzenlemiştim. Şimdi yine ver elini Topkapı Sarayı ve civarı...
Bu arada okuduğum kitaptan etkilenmek gibi bir huyum da var. Şimdi Sultanı Öldürmek'i okurken, yazılarıma asabiyet ve şüphecilik bulaşırsa; bilin ki Ahmet Ümit'in yazdıkları yüzündendir.
Sultanı Öldürmek şu sözlerle başlıyor:
"Biri sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız ama sizi itham eden kişi, bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?"
Romanın baş karakteri Müştak bir 'psikojenik füg' hastası... Yani kriz dönemi geldiğinde hayatının o kesitini asla hatırlamıyor. Peki Müştak, boşandığı karısı Nüzhet'i böyle bir anda mı öldürdü? Bir insan hem katil hem de o katilin peşindeki dedektif olabilir mi?
Haydi gel de okuma bu romanı...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.