FUNDA KARAYEL

10 Ekim 2026

Mamdani’nin 7 Ekim açıklamaları ne anlatıyor?

New York'tayım ve yine neler olmuyor ki, buranın gündemi bambaşka bir yerden kaynıyor. Herkesin dilinde aynı isim var: Zohran Mamdani. Neler oluyor derseniz; Mamdani zaten seçildiğinden beri alışılmışın dışında bir belediye başkanı profili çiziyor. Sosyal politikaları, halk marketleri, işçi hakları derken ortalığı zaten hareketlendirmişti. Ama asıl kopuş, 7 Ekim'in yıl dönümünde yaptığı açıklamalarla geldi. Basın karşısına geçip "Hem Hamas'ın öldürdüğü insanlara ağlamalıyız hem de İsrail'in o günden beri Gazze'de katlettiği on binlerce Filistinliye..." deyince, özellikle Yahudi toplumu ve ılımlı siyasiler adeta ayağa kalktı. Tepkiler çığ gibi büyüdü, "geri adım atar mı, özür diler mi" dediler ama bu kez de çıkıp yine aynı noktada durdu, bir milim bile geri adım atmadı.

"Soykırım" kelimesini açıkça tekrarladı ve bildiğiniz dik durdu. Yani şimdilerde New York sokaklarında kiminle konuşsanız ya bu çıkışı alkışlıyor ya da "Bir belediye başkanının uluslararası krizde ne işi var, ortalığı karıştırıyor" diye öfke kusuyor. Başka bir olay da Mamdani, 7 Ekim'in yıl dönümünde Manhattan'daki Filistin restoranı Ayat Hinds Hall'da yemek yedi. Binlerce insan için acının, kaybın ve travmanın hâlâ çok canlı olduğu bir tarih. Peki, bir belediye başkanının Filistin restoranında yemek yemesi tek başına ne anlatır? Belki bir dayanışma mesajı, belki kişisel bir tercih, belki de tam da böyle bir günde siyasi bir sembol. Mamdani'nin Filistin meselesindeki tutumu zaten uzun zamandır tartışılıyor. Onu destekleyenler Filistinlilerin yaşadığı acıyı açıkça dile getirmesini savunurken, eleştirenler İsrail'in ve Yahudi toplumunun yaşadığı güvenlik kaygılarına yeterince duyarlı olmadığını düşünüyor. Bu görüş ayrılıklarını bir akşam yemeğiyle çözmek mümkün değil. Ama tartışmanın kendisi, New York'un ne kadar hassas bir siyasi iklimde yaşadığını gösteriyor. Mamdani'yle ilgili sürekli bir tartışma var, sen New York'un belediye başkanısın, çöple, konutla, kiralarla, metroyla ilgilenmen gerekirken neden küresel bir dış politika aktörü gibi davranıp ortalığı bu kadar geriyorsun bunu gerçekten anlamak mümkün değil.


TÜRK FAYTONCULAR İSYANDA!
New York Belediyesi, Central Park'taki faytonları 2028'e kadar tamamen yasaklamak için girişim başlattı. Fayton sektörünü elinde tutan Türkler, işsiz kalma riskiyle karşı karşıya. Ne oldu hatırlayalım, bir turistin ve bir fayton atının hayatını kaybetmesinin ardından yasaklama girişimi güç kazandı. Turistler için romantik bir New York kartpostalı faytonla gezmek, ben ise ne zaman görsem kahroluyorum o atların o haline. Tartışma yalnızca hayvan hakları aktivistlerinin yıllardır dile getirdiği itirazlardan ibaret değil. Hindistan'dan gelen 18 yaşındaki turist Romanch Mahajan, ailesiyle fayton yolculuğu yaptığı sırada yaşanan kazada hayatını kaybetti. Aktarılan bilgilere göre sürücü ailelerinin fotoğrafını çekmek için faytondan ayrıldığında at kontrolden çıktı. Mahajan'ın annesi faytondan düştü. Ona yardım etmek için aşağı atlayan genç de düşerek başını çarptı.

Aynı dönemde Central Park'ta zehirli bir bitki yediği belirlenen bir fayton atının ölümü de tartışmayı büyüttü. Sendika, atların bakımlarının yapıldığını, faytonların şehrin köklü turizm geleneklerinden biri olduğunu ve yasağın çalışanları ekonomik açıdan zor durumda bırakacağını savunuyor. Şehirler değişir, kamusal alanlar değişir, güvenlik anlayışı değişir. Bazen gelenek dediğimiz şeyin kendisini değil, o geleneği sürdürme biçimimizi değiştirmemiz gerekir. Elbette yasak kararı alınırsa ertesi gün her şey kendiliğinden çözülmeyecek. Sürücülerin başka işlere geçebilmesi, çalışanların desteklenmesi ve atların güvenli biçimde emekli edilmesi gerekiyor. Meclisteki düzenleme de çalışanların farklı mesleklere geçişini kolaylaştıracak bir program öngörüyor. Ancak bu programın nasıl uygulanacağı ve atların geleceğinin nasıl güvence altına alınacağı konusunda somut bir plan ortaya konulması şart.


OSMAN HAMDİ BEY'İN ESERLERİ NEW YORK'TA
New York Metropolitan Sanat Müzesi'nde açılan 'Orientalism: Between Fact and Fantasy' sergisi, Doğu kültürü ve İslam sanatlarının Batı'ya etkisini yaklaşık 180 eserle anlatıyor. Sergide Osman Hamdi Bey'in 'Kur'ân Okuyan Adam' ve 'Şehzade Türbesinde Derviş' gibi eserleri de yer alıyor. Eserler, 19. yüzyılda Batı'da şekillenen 'Doğu' algısını ele alan serginin önemli parçaları arasında yer alıyor.

Sergide ayrıca Jean-Auguste-Dominique Ingres, Eugène Delacroix, Jean-Léon Gérôme ve John Singer Sargent gibi ünlü sanatçıların eserleri de bulunuyor. Tabloların yanı sıra mimari modeller, tekstiller, seramikler, cam ve metal objeler de ziyaretçilerin beğenisine sunularak oryantalizmin farklı sanat dallarındaki yansımaları gözler önüne seriliyor. Sergi, 28 Şubat 2027'ye kadar açık kalacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.