MERVE YURTYAPAN
Yeni sezonda aksiyonun dozu yükseliyor
HASAN DENİZYARAN
Bu iş benim ilk başrolüm değil. Öncesinde başrolünü üstlendiğim iki sinema filmim ve bir dizim var. Fakat projenin Osman Sınav imzası taşıması ve aksiyon olması beni oldukça heyecanlandırdı. Altay karakterinin Hasan ile benzer yanının olmaması, rolümün beni zorlayacak olması çok daha heyecan verici oldu.
Kesinlikle! İkinci sezonda dozu daha yukarı taşıyoruz. Aramıza yeni katılan oyuncular ve senaryonun açılması, aksiyonu katlamamız için bizlere muhteşem fırsatlar sundu.
Aksiyon sahneleri için çok fazla tekrar yapıyoruz bu nedenle fiziksel olarak zorlayıcı ve yorucu oluyor. Bazen kazalar da olabiliyor. Fakat diziyi izlediğimde tüm yorgunluklar geçiyor.
Yakın tarih benim çok derinlemesine ilgilendiğim konular değildi. Projeyi kabul etmemle birlikte senaryonun değindiği konuları incelemek ve araştırmak durumundayım. Bu konularda bilgi sahibi oldum.
ŞÖHRETİN CAZİBESİNE KAPILMADIM
Hayır. Ben yıllardır mütevazı dünyamda yaşıyorum. Hiçbir dönemde böyle bir cazibeye kapılmadım.
Sanırım bu konuda genelleme yapamam. İnsanın ruh hali değişkendir. Genel olarak mantık, romantizmden önce devreye giriyor.
İYİ BİR BABA OLACAĞIM
Tek başına mücadele eden, güçlü ve gereğini yapmaya çalışan... Tasvir ne kadar da Türkiye'ye benziyor değil mi? Bizim konumuz tam da bu! Ben bir Yalnız Kurt değilim. Beni seven ve her zaman yanımda olan insanlar var. Fakat bazen Yalnız Kurt'luğa hangimiz soyunmuyoruz ki?
Bu işler tabii ki kısmet. Fakat ben 30'lu yaşlarımın başlarında çok iyi bir baba olacağımı hissediyorum.
4 sene önce babamı kaybettiğimde. Oldukça acılı ve hastalıklı bir süreçti. Neyse ki kötü günler geride kaldı.
İŞ ALAMADIĞIM OLDU
Başrol oynuyorsanız kesinlikle avantajdır. Fakat özellikle romantik komedi işlerinde, ana cast başrolün önüne geçmemeli. Ana cast için görüştüğüm işlerde, başrolden daha uzun veya daha yakışıklı bulunduğum için işi alamadığım oldu. Kadınlarda da örnekleri çok. Bunu yaşayan tek oyuncu değilim. Bu ticari bir strateji. Saygı duyuyorum.
JESSICA MAY
Her oyuncunun ve oyuncu adayının iyi yönetmenlerin projelerini takip etmesi gerektiğini düşünüyorum. Osman Sınav bu sektörün en değerli ustalarından biri. Bu yüzden merak ediyor insan. Kadroda olduğum için çok mutlu ve gururluyum. Yalnız Kurt'un hikayesi gerçekten çok değerli. Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutan bir proje.
Uzun zamandır içinde yer almayı istediğim bir karakteri yansıtıyor Meryem. Eşim, ailem ve arkadaşlarım 'Sana güzel bir şeyler olmuş' diyorlar. Bu beni daha da motive ediyor. Çekimlere başlamadan önce Sinegraf'ta tüm yapım ekibiyle ve yönetmenimiz Çağatay Tosun ile Meryem için ses tonundan ayakkabısına kadar güzel bir karakter analizi yaptık ve kafamda eksik kalan puzzle'ın parçaları tamamlandı. Meryem'in her detayı bana çok titiz bir şekilde aktarıldı. Bu yüzden Meryem güçlü bir karakter olarak seyirciyle buluşacak.
Aksiyonu seviyorum. Bazı sahnelerde teknik destek alıyoruz. Yapım şirketimiz bu konuda titizlikle çalışıyor.
Meryem İstanbul'dan sürprizler bekliyor ama o İstanbul'a sürprizler yapacak. Meryem'in dengeleri değiştireceğini düşünüyorum.
Yıllar geçer ama bu işler her zaman hatırlanır. Geri dönülüp tekrar izlenir. Osman hocam ile ilk görüştüğümüzde bana 'Bu işi 10 kişi izleyeceğine 3 kişi izlesin ama ne anlatmak istediğimizi anlasın' demişti. Onun tek mücadelesinin insanlara bir şeyleri gösterebilmek, akıllarda bir kıvılcım çaktırabilmek olduğunu anladım.
Ben 15 Temmuz akşamında köprü kapatıldığı anda vapurla karşıya geçiyordum. Ondan sonraki süreçlerde yakından takip etme fırsatım oldu. Olayları dışarıdan değil içeriden bir gözle izledim. Bu yüzden bir şeyleri kafada oturtmak daha kolay oluyor. Sevdiğim bir söz var; 'Her şey göründüğü gibi olsaydı, eline aldığın deniz suyu mavi olurdu.' İnsanların bu yüzden bu diziyi izlemelerini istiyorum. Belki de baktıkları ve gördükleri şeyler aynı değildir; bunu fark ederler.
MIHLAMAYA BAYILIYORUM
Biliyorsunuz kütüğümde artık Çayeli yazıyor. Oraya seyahat etmek bana çok huzur veriyor. Yeni havaalanı da açıldığı için gidip gelmek çok kolaylaştı ama işlerden fırsat bulup gidemiyorum.
Zaten en başından beri Türk vatandaşı olduğumu hissediyordum; ülkede yaşadıkça buraya daha çok ait olduğumu hissettim ama Türk kimlik numaram olsun çok istedim. Şimdi bakıp bakıp duruyorum. Bir yere gittiğimde hep kimlik lazım mı diye soruyorum.
Mıhlama yapmaya bayılıyorum. Çok yaptığım için elim alıştı, artık mıhlamayı öğretenlerden bile güzel yapıyorum.
Lokum, Türk kahvesi ve üzerinde İstanbul yazan tişörtler götürüyorum. Türk biri bizim şehre gelse çok şaşırır.
2018'de babamı Rize'de yaylalara çıkardım, çok sevdi. Bana 'Buradan yayla alsana' dedi. Ben de Karadeniz'de yayla almanın pek mümkün olmadığını söyledim. Gülüştük.
Bazen bunu suiistimal edenler olabiliyor ama birileri yüzünden kendimi değiştirmeyeceğim.
Mutlu kalmaya çalışıyorum ve hayatıma dokunmuş insanlara da mutluluk katmaya çalışıyorum.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.