MERVE YURTYAPAN
Rolümden çok etkilendim avukat olmayı çok isterdim
Atv dizisi Ben Bu Cihana Sığmazam'ın yeni sezonunda kadroya Nilay Cafer de dahil oldu. Cafer; salı akşamları aksiyon, macera ve heyecan dolu bölümlerin izleyiciyle buluştuğu dizide avukat 'Berfin' karakterini canlandırıyor.
Cafer, resim bölümünde eğitim aldıktan sonra oyunculuğa geçiş hikayesini, diziyi ve set ortamını anlattı...
Adalet duyguma çok güvenirim. Diziye başladığımdan beri bu rolün duygusu beni çok etkiliyor, bu yüzden açıkçası avukat olmak isterdim. 'Berfin' karakterini güçlü buluyorum. Seçmiş olduğu mesleğiyle ilgili ilerleyen bölümlerde oynayacağı sahneleri heyecanla bekliyorum.
AİLE GİBİ BİR EKİP
Aslına bakarsanız her ikisi de... Bir işe sıfırdan herkesle aynı anda başlayınca herkesle eşit duyguya sahip oluyorsunuz ama oturmuş, birbirini tanıyan bir ekibin içine dahil olmak da açıkçası biraz heyecan verici. 'Ben Bu Cihana Sığmazam' ekibine dahil olduğumda ilk gördüğüm şey birbirini çok seven bir ekip, aile gibiler, sıcak bir ortam. Geçen sezon ve bu sezonda da reyting oranları yüksek bir projeye dahil olduğumun farkındayım ve bu durumun bir avantaj olduğunu düşünüyorum.
Daha önce aksiyon sahnelerinin bol olduğu bir projede yer almıştım, başta beni korkutsa da sonrasında çok sevdim. O yüzden mutlaka bu projedeki aksiyon sahnelerinde de yer almak isterim tabii ki.
Güzelliğin ekran için aslında dezavantaj olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden oyunculuğumla ön plana çıkmak isterim. Televizyonda kalıcı olmak için sadece güzellik yetmiyor.
HAYAT SÜRPRİZLERLE DOLU
Resim bölümünde okuyordum ama hayat gerçekten sürprizlerle dolu. Kariyer rotam birden oyunculuk alanına döndü üniversiteye hazırlanırken, yakın arkadaşımla tiyatroya başlamıştık. Daha sonra ilk üç bölüm olarak dahil olduğum 'Parmaklıklar Ardında' projesinde iki sezon yer aldım. Böylelikle televizyon sektörüne giriş yapmış oldum.
'Gerçek bir stil sahibi taktığı takılarla öne çıkar' mottomuzla yola çıktık ve 5. yılımıza girdik. Modayı takip etmiyorum dersem yalan olur, tabii ki modayı da takip ederek tasarımlarıma yön veriyorum ama en büyük ilham kaynağım kesinlikle doğa. Bir gün kendi tasarımlarımı yapma konusunda istekliydim ama hangi alanı tercih etmem gerektiğine henüz karar verememiştim. Kendim için kombinlediğim takılarımı takipçilerim ve çevremdekilerin beğenmesi, sorması benim takı sektöründe ilerlememe sebep oldu.
Açıkçası minimal takıları daha çok seviyorum ve kendi markama da bu sadeliği yansıtmak istedim her zaman. Abartıyı ve gösterişi sevmiyorum, sadeliğin her zaman daha göz alıcı olduğunu düşünüyorum. Tasarımlarımı mümkün oldukça minimal tutmaya çalışıyor; günlük hayatta da herkesin severek kullanabileceği zarif parçalar oluşturmaya çalışıyoruz. Ayrıca, tasarımlarımızda; gümüş ve altın materyalleri kullanmayı tercih ediyoruz.
HİÇ HAYAL KIRIKLIĞI YAŞAMADIM
Aslında, ne istemekten çok gülmeye ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. O yüzden ben kendi adıma daha çok komedi de izleyebileceğim projeler görmek isterdim televizyonda.
Aslında genel rutinim hep diyete başlayıp tamamlayamamak oluyor, çünkü yemek yemeyi gerçekten çok seviyorum, ipin ucunun kaçtığını hissettiğim zamanlarda kısa süreli diyet programlarını uyguluyorum ama dediğim gibi kısa sürüyor. Spor olarak yürüyüş ve pilates yapmak benim için yeterli oluyor. Genel olarak da zaten koşuşturmalı bir hayatım var.
Bu konuda şanslı olduğunu düşünüyorum, hayatımın hiçbir döneminde hayal kırıklığı yaşamadım çünkü hiçbir şeye çok büyük anlamlar yüklemem.
ANNE KAYBI BENİ OLGUNLAŞTIRDI
Sessiz, sakin, narin çocuklardan mıydınız? Hayır, aksine çok hareketli ve yaramaz bir çocuktum. Mahalle kültürüyle büyüyen son nesil bizim dönemimizdi galiba. (Gülüyor)
Kayıplar hemen hemen herkeste olduğu gibi beni de olgunlaştırdı. Hayatın kısa olduğunu çok iyi biliyorum ve kendimi hayatın akışına bırakıyorum. En gerçek ve sahici halimle yaşıyorum. Belki de bu düşünce yapısına sahip olduğumdan insanlar ne düşünür endişesiyle karar vermiyorum. Yapabileceğimin en iyisini yapıyorum ve bu durum bana çok güçlü hissettiriyor.
KAYNARCA'NIN RAHATLATAN MOTİVE EDEN BİR TAVRI VAR
Sevgili Oktay Kaynarca sevilen ve çok değerli bir oyuncu. Onunla karşılıklı oynamak aslında zor değil, karşısındaki oyuncuyu rahatlatan, motive eden bir tavrı var. Bu yüzden sahnelerimizi keyifle çekiyoruz.
Oktay Kaynarca rolünü, işini hakkıyla yapıyor ve sette kamera arkasından kamera önüne kadar hiç kimseden desteğini esirgemiyor. Bu konuda ben de çok şanslıyım tabii.
ESTETİĞİN DOĞALINA KARŞI DEĞİLİM
Ben estetiğe karşı değilim. Doğallığı çok seviyorum. Yaş almak insanın doğal görüntüsünü zamanla bozuyor. Mesela düşmüş bir göz kapağı yaptırmak doğallıktan çıkmak değil, bana göre tam aksine doğala dönmektir. İnsan kendini mutlu hissettiği gibi görmelidir. Tabii ki genç yaşta gereksiz yapılan müdahalelere karşıyım.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.