MERVE YURTYAPAN
Aksiyon artık ata sporumuz oldu
atv ekranlarında salı akşamları yayınlanan 'Ben Bu Cihana Sığmazam' dizisi heyecanlı ve yüksek tempolu bölümleriyle izleyiciyi ekran başına kilitliyor. Dizinin ağır abileri Ahmet Yıldırım ve Tanıl Yöntem de canlandırdıkları karakterlerle dikkat çekiyor. İki ünlü oyuncuyla bir araya geldik, diziyi, aksiyon sahneleri, kamera arkasının nasıl geçtiğini ve özel hayatlarını konuştuk.
Ahmet Yıldırım: İlk gün neyse aynı heyecanım devam ediyor, çok kalabalık ve usta oyuncular ile beraber çalışmak sizi hem yetiştiriyor hem de daha güçlü bir adam yapıyor.
Tanıl Yöntem: 'Ben Bu Cihana Sığmazam' benim için çok büyük bir tecrübe oldu. Televizyonda ilk uzun soluklu işim. Bunun yanında kameraya alıştığım, sete alıştığım, ekip olmanın ne demek olduğunu öğrendiğim, uyum içinde nasıl çalıştığını öğrendiğim muhteşem bir proje. Her projede bu kadar denk gelmeyebilir. Biz birbiriyle iyi anlaşan bir ekibiz ve en önemlisi de birbirimizi çok seviyoruz. Genç kadro olarak yaşça yakın oyuncularız bu da bizim için büyük avantaj sağlıyor. Normalde tatlı rekabet olur böyle durumlarda ama bizim ekipte bu da yok. Sürekli konuşuyoruz birbirimizle, fikir alışverişi yapıyoruz. Burada böyle yap bence, yok öyle olmadı gibi.
SİLAH EĞİTİMİ ALDIK
A.Y.: Rizeli bir adam ne kadar zorlanabilir ki...
T.Y.: Evet zorlandım çünkü ilk haftamızda çok aksiyonlu bir sahnemiz vardı. Çeşitli silahlar kullanıyorduk. Birini bırakıyoruz makineliye geçiyoruz, arada normal silah kullanıyoruz. Pratik gerektiriyor tabi. Zaman geçtikçe alıştım diyebilirim.
A.Y.: 15 ay jandarma komando olarak askerlik yaptım, orada sağlam eğitimler aldık tabii.
T.Y.: Ders alma gibi olmadı ama silahlardan da sorumlu olan oyuncu arkadaşımız Cem Cesur pozisyon almayı, silah tutuşunu ve nişan almayı gösterdi. Zorlandığım zaman onun yanına gittim, sordum. O da hepsine teker teker cevap verdi, bazen gösterdi. Bazı sahnelerde de çaktırmadan nasıl nişan alır, pozisyon alır izlerim onu.
A.Y.: Aksiyon bizim ata sporumuz oldu artık. (Gülüyor) şaka bir yana ilk başlarda tabi bu tempoya alışmak bayağı zor oldu gece gündüz setlerdesin havalar soğuk titriyorsun ve dik de durman gerekiyor oynadığın karaktere hizmet etmek zorundasın, ama sen sahneni çekip eve sıcacık yatağına gidiyorsun. Peki set de çalışan arkadaşlarımız? Onlar roda kalıyor ve orada empati yapıyorsun, aslında bizlik bir durum yok, biz oyun oynuyoruz onlar çalışıyor. Allah onlara kolaylık versin, Allah onlardan razı olsun onlar bu işin en değerli parçaları.
T.Y.: Aksiyon sahneleri her zaman iyidir. Büyük bir ekibiz bu yüzden hazırlıklar uzun sürüyor. Mizansenler kuruluyor. Heyecanlı geçiyor Sanki 3, 2, 1 deyince bambaşka bir dünya başlıyor. Seviyorum bu hissi.
A.Y.: 'Cafer'in kimseye eyvallahı yok ilginç bir adam, onunla bağ kurmak, Cafer gibi düşünmek, açık konuşmak gerekirse çok yorucu iş. Benzeyen tek yönümüz kalabalık ailelerde büyümüş olmamız.
HATA YAPMA LÜKSÜMÜZ VAR
A.Y.: Gerçekten şampiyonlar ligi. Bizim için çok büyük bir lüks böyle isimler ile aynı sahnede olmak. Tabi bu kadar büyük usta oyuncularla aynı sahneyi paylaşmak sizi çok fazla heyecanlandırabilir, ama bizim işin de en güzel duygusu heyecan, o heyecan içinizde olduğu sürece doğru yoldasınızdır. Size hata yaptırabilir, sizi yanlış yolla sokabilir; ama hiç endişe etmeyin o kadar doğru kişiler ile çalışıyorsunuz ki hata yapma lüksünüz hep var. O yüzden hata yapmaktan korkmuyorsun çünkü arkanızda size dokunan abileriniz ve hocalarınız var.
T.Y.: Biz sabit kadromuz dışında da çok fazla iyi oyuncuyla çalıştık. Bu her zaman deneyimleyebileceğimiz bir şey değil, şanslıyız.
CANBERK KADAR FEDAKÂR OLMAM ZOR
T.Y.: Evet yumuşatıyor. Mesela durup dururken Nostradamus diyorum. Ya da çok gergin bir sahnede yeşil çay ister misiniz diye bir soru soruyorum. Bunlar bir karakteri yaşatan şeyler. Kimse salt iyi ya da kötü değil bence.
T.Y.: Benden biri çünkü, naif ve bazen komik tarafları olabiliyor. Ama ben Canberk kadar cesur ve fedakar biri olabilir miyim, zor tabii.
T.Y.: Biz 2022 yılında dört sınıf arkadaşı T1 Yapım Sanat'ı kurduk. Mahkumlar da ilk prodüksiyonumuz ve çok severek oynadığımız bir oyun. İkinci prodüksiyonumuz da PMR Yapım'la birlikte çıkardığımız Dario Fo ve Franca Rame'nin yazdığı Karşınızda Yalnız Kadın oyunu. Tiyatro izleyicisiyle birlikte karşılıklı gerçekleşen canlı bir sanat dalı ve bu yüzden her zaman çok değerli. Bu yüzden izleyicileri iki oyunumuza da bekliyoruz.
DAHA ÇOK AŞIK OLDUM
A.Y.: Ticareti abim sever ben çalışmayı seviyorum. Bana yeter ki iş olsun.
A.Y.: Daha geçen gün Ceren ile bunu konuştuk, ben seni sevgiliyken sadece sevmişim ama evlendikten sonra sana aşık olmuşum, onu fark ettim dedim. O hâlâ şokta galiba. (Gülüyor)
A.Y.: Eleştirmeden kendimizi geliştiremeyiz birileri hataları görecek ki hatalardan ders çıkartacağız. Ceren'in de bu konuda dilinin kemiği yok, neyse olanı hemen söyler. Bende çok titizimdir lafımı esirgemem bu bizim işimiz ve birbirimizi kırmadan yardımcı olmalıyız.
OKTAY KAYNARCA GERÇEKTEN ABİMİZ GİBİ
A.Y.: Oktay Kaynarca'ya abi diyorum da öyle laf olsun diye demiyorum. Gerçek abi, hani Cezayir neyse Oktay abi de odur bizi koltuklarının altına alan bizim ile şakalaşan bize fıkralar anlatan asla yorulmayan ve bir ihtiyacımız olduğunda ilk yardımcı olan abi.
T.Y.: Oktay Kaynarca'nın iş disiplini ayrı, oyuncu disiplini ayrı, insanlığı ayrı güzeldir. Onun gibi bu sektörün en tecrübeli insanlarından biriyle çalışmak başlı başına bir okul tabi.
Böyle bir ekibi toplamak hiç kolay bir iş değil. İşinde ve özünde iyi insanlarla kurar ekibini. Buradan öğrendiğim çok şey var ve öğrenmeye devam ediyorum hâlâ.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.