MERVE YURTYAPAN
Leyla içimdeki o cesur kızı uyandırdı
atv'nin sevilen dizisi 'Güneşin Doğduğu Yer'de 'Leyla Breger' karakterini canlandıran Beyza Gümülcine, ilk başrol deneyimini yaşıyor. Dizide oğlu için mücadele veren gözü yaşlı bir anneyi canlandıran Gümülcine ile bir araya geldik. Samimi, doğal ve gözlerinin içi gülen biri. Dizinin izleyicide bu denli büyük bir karşılık bulmasından ötürü çok mutlu.
Burak Özçivit ile uyumlu bir çalışma ortamı yakaladıklarını söyleyen ve sette en büyük destekçisinin ünlü oyuncu olduğunun altını çizen Gümülcine ile koyu bir sohbete daldık. Rolünü ve dizinin başarısını anlatan Gümülcine, son dönemde gündemden düşmeyen yapay zeka ve sosyal medyanın etkileri hakkında da konuştu.
Leyla, hayatta her zaman tek başına mücadele vermiş, tek başına hayatta kalıp mutluluğu tek başına olmakta bulmuş birisi. Bir gün bir oğlu oluyor, o tek başınalığının ve önceliklerinin yerini oğlu alıyor. Her şeyden daha çok oğlunu seviyor. Derken en kıymetlisi elinden alınıyor, oğluna hasret kocaman bir üç yıl geçiriyor. Ve o noktada o sevecen hayat dolu kız, yerini amaçları uğruna savaşmaya hazır bir amazona bırakıyor. Leyla bende içimdeki o cesur kızı uyandırdı. Kendimde keşfetmediğim o gücü keşfetmemi sağladı.
Aslında genel olarak anın gerçekliğindeyim. Şanslıyım ki empati yeteneğine sahip biriyim. Bu sebeple sadece karakterin yaşadıklarını düşündüğümde bir anda duygulanabiliyorum.
Çok güzel yorumlar ve çok güzel mesajlar alıyorum. Bunda dizinin payı tabii ki çok büyük. Kendimi bu anlamda çok şanslı hissediyorum.
Tabii ki söyleyebiliriz. Bu benim ilk başrolüm, aynı zamanda da ikinci işim. Her şey çok hızlı gelişti hayatımda. Bu şansı da en iyi şekilde değerlendirmek için çok çalıştığımı söyleyebilirim.
Hem çok konforlu hem çok stresli diyebilirim. Bir yandan oyun almak, oyun oynamak çok keyifli ama bir yandan tabii ki çok dev isimlerle oynamak bazen stresli hissettirebiliyor.
BURAK'LA ÇALIŞMAK ÇOK KONFORLU
Burak inanılmaz konforlu ve destekleyici bir partner. Sahnenin öncesinde, sonrasında karakter ve senaryo hakkında çok şey konuşup tartışabiliyorum onunla. Genel olarak sektör ve kamera hakkında da çok şey öğrendim. Her an ve her zaman setteki en büyük destekçim diyebilirim.
Tam olarak az önce de bahsettiğim gibi birisi. Çok destekleyici ve çok disiplinli birisi. Onunla çalışma fırsatı bulduğum için çok şanslıyım. Bu kadar büyük bir isim olmasının tesadüf olmadığını ben de kendi deneyimlerimden yola çıkarak söyleyebilirim.
AVUKATLIĞI SEVEREK YAPTIM
Sizi rol aldığınız reklam filmlerinden tanıyoruz. Peki sanat dünyasına nasıl adım attınız?
Tamamen şans eseri oldu aslında. Tanıştığım ve güvendiğim bir fotoğrafçı modellik yapmak isteyip istemediğimi sordu. O dönem de avukatlığı bırakmıştım.
'Neden olmasın?' Dedim. Sonra iş, işi getirdi çok deneyim kazandım.
Derken reklam filmleri gelmeye başladı. En son olarak da bir dizide oynamıştım ve sonrasında da burası. Sanırım doğru zamanda doğru yerde olmak diyebilirim. (Gülümsüyor) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olmuşsunuz, 2 yıl da avukatlık deneyiminiz olmuş. Neden devam etmediniz?
Avukatlığı da çok severek yaptım aslında. Ancak oyunculuk dünyasına adım attığımda kendimi buraya daha ait hissettim. Kamera önünde olmak, farklı karakterleri canlandırmak ve bu dünyanın bir parçası olmak bana çok keyif verdi.
Hayatımda böyle bir yol açılmışken bu şansı değerlendirmek ve kendimi bu alanda geliştirmek istedim.
Herkesin avukatlara mutlaka ihtiyacı oluyor.
Yakın çevrenizden yardım isteyen, sizden danışmanlık alan oluyor mu?
Tabii ki oluyor. Ama ben yıllardır uzak kaldığım için yardım etmeyi etik bulmuyorum. Çünkü hukuk da çok dinamik bir alan. Tabii ki takip etmeye çalışıyorum ama gözümden bir şey kaçtığı takdirde doğabilecek problemlerin de farkındayım. O yüzden işin ehli bir sürü arkadaşım var onlara yönlendirmeyi tercih ediyorum.
SOSYAL MEDYA İNSANLARI YALNIZLIĞA İTİYOR
Yani fırsat buldukça zaman geçiririm. Ama sürekli değil.
Kullanıyorum tabii. Ama çok sık değil. Dertleşmek için değil de daha çok sorularımın cevabı için. Ben arkadaşlarımla konuşmayı daha çok seviyorum. Dedim ya biraz gelenekselciyim.( gülüyor) sadece yapay zeka değil bence sosyal medyanın da bu kadar yoğun kullanılması insanları yalnızlığa itiyor. İki sohbet edeceğine orda bir şeyler kaydırmak daha cazip geliyor herkese. Onu da anlıyorum yoğun hayatlarımız var ve bazen insan beynini tamamen boşaltmak istiyor. Bomboş şeyler izlemek istiyor. Ama tabii ki fazlası da insanları sosyalleşmekten alıkoyuyor.
Yani tabii ki mümkün. Hatta birçok dikey format iş de yapay zekayla yapılmaya başladı. Yavaş yavaş dizilerde de tamamen olmasa da kullanılıyor. Bekleyip göreceğiz.
ALIŞVERİŞİ SEVERİM AMA MARKA TAKINTIM YOK
Alışverişi çok severim. Bu konuda yalan söyleyemeyeceğim. Ama asla marka takıntım yok. Bir moda akımını da takip etmiyorum. O gün nasıl hissediyorsam öyle giyinmeyi tercih ediyorum.
Moda olması değil benim gerçekten çok beğenmiş olmam gerekiyor. O zaman belki kendimi şımartmak istiyorsam neden olmasın.
AİLEM EN BÜYÜK DESTEKÇİM
Ailem en büyük destekçim. Her zaman öyle oldu olmaya da devam edecek. Vazgeçilmezlerim onlar benim.
Oldukça geleneksel biriyim aslında. Özel hayatımda da ilişkilerimde de. Geleneklerini önemseyen, bunlara göre yaşamayı konforlu da bulan bir yapım var.
Bütün yemeklerine bayıldım ama haşlama içli köfte diyebilirim.
Set dışında sürekli ezber yapıyorum ve belki fırsat bulursam uyumaya çalışıyorum. Çünkü gerçekten çok yoğun bir senaryomuz var.
Herkes birbirinden eğlenceli ve disiplinli. Ben pek uykucu göremedim. (Gülüyor)
HERKES İKİNCİ ŞANSI HAK EDER
Bence hak eder. Hatalar insanlara mahsustur. Ama insanın kendine sorması gereken asıl soru "Ben affettiğimde kendime olan saygımdan ödün verir miyim?" olmalıdır. Eğer bunun cevabı "Evet" ise o noktada affeden kişi iki kere düşünmelidir.
Ben sanırım mücadele etmemi gerektirecek hiçbir durum yaşamadım şimdiye kadar. O yüzden dürüst olamayacağım.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.