ÖMER KARAHAN
Asporça, sezgileri güçlü, sert bir kadın
atv'nin yeni hikayesi, kurulan müthiş dünyası ve güçlü oyuncu kadrosuyla sezona müthiş bir başlangıç yapan 'Kuruluş Orhan' dizisinin oyuncu kadrosuna çok önemli bir isim katıldı. Atv'nin Bozdağ Film imzalı dizisi 'Kuruluş Orhan'da Bizans İmparatorunun kızı 'Prenses Asporça'yı canlandıran ünlü oyuncu Alina Boz ile bir araya geldik.
Kuruluş Orhan projesinden ilk teklif geldiğinde yapım ekibi tarafından çok detaylı bir karakter analizi iletildi. Okudukça Asporça'nın derinliği, diplomatik önemi ve düşmanlıktan dönüşen hikâyesi beni çok heyecanlandırdı. Prenses Asporça'nın zamanla Asporça Hatun kimliğine evrilmesi ve tarihte daha çok hayır işleriyle, kurduğu vakıflarla anılması da karakteri benim için çok özel kıldı. Açıkçası beni en çok büyüleyen şey Asporça'nın kendisi oldu.
Klasik bir deyimle başlamak istiyorum; tarih dizilerinde oynamak her yiğidin harcı değil (gülerek). Dört nala at binmek, kılıç kullanmak, arkanda koskoca bir orduyla sahneye çıkmak... Tarihin içinde bir karakteri canlandırırken, bir yandan da Alina olarak pek çok yeni bilgi öğreniyorsun. Bu hem öğretici hem de çok heyecan verici bir süreç.
PROJEYE ÇOK UZAK DEĞİLDİM
Geçen sene Bozdağ Yapım'la "Bir Zamanlar İstanbul" setindeydim. Açıkçası geçen sezon Kuruluş Osman'ı düzenli takip edememiştim. Bu yıl aralık ayına kadar tiyatro ve okul dışında evde daha çok vakit geçirebildiğim için sezon boyunca izledim. Daha önce birlikte çalıştığım arkadaşlarım ve tanıdık olduğum yapım ekibi sayesinde projeye çok da uzak değildim.
Açıkçası reyting takibini çok yapmamaya çalışıyorum. Benim için işimizin iyi olması, karakteri doğru yansıtabilmek ve karşımdaki oyuncu arkadaşlarımla sahnede iyi bir paslaşma yakalayabilmek öncelik. Ancak platoya gelen ziyaretçilerden ve sokakta karşılaştığımız izleyicilerden, dizinin çok geniş bir kitleye hitap ettiğini net şekilde hissediyoruz.
KARAKTERLE ÖZDEŞLEŞMEK ÖNEMLİ
Asporça'nın sadece bir prenses ya da siyasi bir figür olmaması, kendi iradesi ve duruşu olan bir kadın olması beni çok etkiledi. Düşmanlıkla başlayan bir hikâyenin zamanla diplomasiye ve dönüşüme evrilmesi, oyuncu olarak çok güçlü bir alan açıyor.
Asporça sezgileri güçlü, stratejik düşünebilen ve gerektiğinde sert olabilen bir kadın. Kolay ikna olmayan, sorgulayan bir yapısı var. Bu yönleriyle kendimle benzerlik kurabildiğim bir karakter.
Asporça, Orhan gibi güçlü bir karakterin karşısında kendi çapında kafa tutabilen bir kadın. Bir bakıyorsunuz ittifak kuruyorlar, bir bakıyorsunuz restleşiyorlar. Bence Asporça, Orhan'ın kimyasını bozan ve hikâyeye yeni bir denge getiren bir karakter.
Karakteri iyice okuyup anlayıp tanıdıktan sonra gerisi kendiliğinden geliyor. Benim için önemli olan dikkat etmekten çok karakterle özdeşleşebilmek. O zaman akış doğal olarak oluşuyor.
DİZİYE GİRİŞİM ÇOK HIZLI OLDU
Babam da tarihle iç içe biri olduğu için çocukluğumdan beri tarihi hikâyelerle büyüdüm. Ders ya da ilham alınacak pek çok şey tarihimizde var. En çok dikkat ettiğim doğru dili kullanmak.
Diziye girişim oldukça hızlı oldu. Aynı gün okuyup provaya gittim, akşamında tacımı taktım. Ertesi gün atın üstünde kamera karşısındaydım. Bu yüzden klasik bir hazırlık sürecinden çok bir adaptasyon süreci yaşadım. Tanıdık ekip sayesinde sanki başından beri buradaymışım gibi hissettim.
Kostüm, dekor ve aksesuvarlarımız çok tecrübeli ekipler tarafından hazırlanıyor. Kostümü giydiğimde zaten otomatik olarak postürüm değişiyor. Çalıştığımız mekân bizi tarihi bir atmosfere sokuyor. Bu da oyuncuyu psikolojik olarak oynadığı döneme götürüyor.
Ekip bu konuda oldukça deneyimli. Set aralarında at ve kılıç eğitimlerimiz devam ediyor. Çalıştıkça insanın kondisyonu da doğal olarak artıyor.
Artık ikinci evimiz, hatta bazen birinci evimiz diyebilirim.
TİYATRODA HATA YAPMA LÜKSÜMÜZ YOK
Okul devam ediyor, son senedeyim. Yapım ekibi repo günlerimi okul programıma göre organize ediyor. Okulda yazdığım senaryolar, oyunculuğa başka bir gözle bakmamı sağlıyor. Kendi kısa filmlerimde kamera arkasında olmak ise rejiyle empati kurmama yardımcı oluyor.
Tiyatroda her şey anlık. Telafisi yok. Her oyun ilk oyun gibi. Farklı seyircilere karşı oynuyorsunuz ve hata yapma ya da "baştan alalım" deme şansınız yok. İlginin bu kadar yüksek olması ve finaldeki alkışlar bizim için en büyük ödül.
Evlilikte iki yılı devirdik. İşle özel hayatta tabii ki birbirimizi destekliyor, görüşlerimizi paylaşıyoruz. Umut yazdığı projeleri bana okutuyor. Ben evde onunla ezber çalışıyorum. Asporça'yı okurken, o karşımdaki bütün karakterleri geçtiği için benden daha çok senaryo okuyor diyebilirim (gülerek). Birlikte bol bol film ve tiyatro oyunu izliyoruz özellikle seyahatlerimizde tiyatro oyunu izleyebileceğimiz yerleri tercih ediyoruz. Aynı sektörde olmamız ilgi alanlarımızın ortak olması bizi besliyor diyebilirim.
Birlikte bir projede yer almak elbette isterim; onun yazdığı veya yönettiği bir işte oynamak ya da benim yazdığım bir işi onun çekmesi çok güzel olur.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.