AYŞE ÖZYILMAZEL

17 Ekim 2004, Pazar

İltifata alerjimiz mi var ne?

Değerli olduğumuza mı inanmıyoruz? Karşımızdakinin samimiyetine mi?... Yoksa takdir edilmemeye, olumsuzluklarımızın temcit pilavı gibi önümüze konmasına çok mu alışmışız? Bilemiyorum da soru şu; güzel sözleri, iltifatları kendimize kondurasımız neden yok? Çok mu ziyanız yani? Bir, üç, beş... Her gün aynı nakaratı yaşayınca sonunda durup bakıverdim. Şimdi tablo şu; sevgilim bana iltifat eder... Misal; saçlarım, kaşlarım, yüzüm pek güzelmiş, ya da yazımı çok beğenmiş... Eh daha Allah'ından ne istiyorsun kırıtarak, süzülerek "Teşekkür ederim aşşkııım" çek, iltifatı afiyetle ye... Ama yoook, adam ne zaman iltifat etse konuyu değiştiriyorum, duymamazlıktan geliyorum ya da "Tabii tabii" edalarını takınıyorum. Hani hiç kuşkusuz üç gün övmese, dördüncü gün çıldırırım. Ayılırım, bayılırım, erir biterim böyle sözlere... Peki bu haller ne? Şu kendi değerini bilememe, bilse de ille de çaktırmama meselesi ne? Yoksa 'mütevazılık', 'alçak gönüllülük' adı altında öğretilenler mi geriyor beni? Velhasıl, yaptığım saçmalık dikkatimi çekince, aynı huydan sevgilimde de mevcut olduğunu fark ettim. Resmen 'karşılıklı iltifat kabul etme' özürlüyüz. Çok komik, çook! Oysa biri o sabah solgun göründüğümü ya da yazımın vasatın altında olduğunu söylese inanmaya dünden razıyım. Birine zayıfladığını söyleyin yüzde seksen "Yok yaa kıyafettendir" ya da "Tam tersi şekerim, bu aralar aldım" der. Sizi yemeğe çağıran arkadaşınızın pişirdiği pilava iştahla "nefis olmuş, eline sağlık" deyin. Birçoğu "Aslında biraz suyunu fazla kaçırdım" tonunda laflar eder... Uzaktan hayranlık duyduğumuz adamın bizi beğeneceğine, çok arzu ettiğimiz o işe sahip olabileceğimize, yeni aldığımız elbisenin üzerimizde muhteşem gözüktüğüne, kırmızının bize pek yakıştığına, sevgilimiz için en yakışıklı/güzelin biz olduğumuza neden inanmak çok zor? Neden tatsız, tutsuz, keyifsiz, yalnız, terk edilmiş, çirkin, bakımsız, şişman olmak taşıması daha kolay geliyor insana? Acaba sıkıntıyı paylaşan çok da, mutluluklarımızı kalpten paylaşanlar az ondan mı? Tamam tamam çok sarmışım değil mi? Ama şaştım kaldım pes bana yani. En çok ihtiyacım olan, duymak için yanıp tutuştuğum sözleri duymuşum ama ağız tadıyla keyfine varamıyorum. Övgüden kesilince de "hani bana hani bana?" diye mızmızlanıyorum. Yahu ben benden ne istiyorum?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.