MEVLÜT TEZEL
Vatandaşın ucuza palamut yemesinden rahatsız oldular!
Denizlerimizde son yıllarda eşi benzeri görülmemiş bir palamut bolluğu yaşanıyor.
Marketlerde palamudun tanesi 50 liraya kadar düştü.
Vatandaş tam temiz ve sağlıklı protein kaynağı olan palamuda doyarken İstanbul İli Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Birliği (İstanbul Dembir) palamut avcılığına geçici süreyle ara verilmesi çağrısında bulundu, iyi mi?
Dembir, palamut bolluğunun balık fiyatlarını düşürdüğünü ve balıkçıların zarar ettiğini iddia ediyor.
Düşen fiyatları telafi etmek için daha fazla palamut avlanıyormuş, bu da fiyatları daha da düşürerek sektörü kısır döngüye sokuyormuş.
Dembir, çözüm olarak ise palamut avcılığına 12 Ekim 2026 Pazartesi günü saat 08.00'e kadar geçici olarak ara verilmesi çağrısında bulundu.
Bu çağrıda bulunanlar tuttukları balığı yemiyorlar galiba. Ancak protein eksikliği çeken birileri bu açıklamayı yapar!
Halk ucuza balık yiyor diye, rahatsız mı oldunuz?
Elbette balıkçıların da işçilik, mazot, ağ tamiri, tekne bakımı vb. birçok masrafı var.
Herkes emeğinin karşılığını almalı. Kimse balıkçının zarar etmesini istemiyor.
Palamudun bol olmasını istemeyenler aradaki aracılar olabilir.
Ben yukarıdaki açıklamayı "Palamut çok olunca daha çok uğraşıyoruz, az tutalım pahalıya satalım" diye anladım!
Vatandaş yıllardır balığı pahalı bulduğu için ulaşamıyordu. Şimdi balık bolluğu var.
Bu bolluktan herkes faydalansa kötü mü olur?
Bu zihniyet birçok sektörde var.
Bazıları bolluk ve ucuzluk olunca kızıyor.
Domates, biber vb. çok olunca da çöpe döküyorlar!
İnternette araştırırsanız eskiden bolluk yaşandığı dönemlerde balıkların çöpe, denize döküldüğü haberleriyle karşılaşırsınız.
Serbest piyasada arztalep dengesi vardır. Eğer palamut para kazandırmıyorsa avlanmaz.
Para kazanılıyor ki, balıkçılar avlanıyor, tezgâhlara bereket yağıyor!
Allah'ın verdiği bu nimeti israf etmeden depolamak, taşıma ağını genişletip daha çok pazara ulaştırmak ve aracıları devre dışı bırakmak mümkün.
Ancak "Palamut avı az yaparsak daha pahalıya satarız" anlamına gelen bir çağırı serbest piyasaya müdahaledir, ahlaksızlık ve fırsatçılıktır!
Bu da Rekabet Kurumunu ilgilendiren bir hadisedir!
***
GÖBEK YAPMAYA HAKKI VAR
Leonardo DiCaprio, ünlü mücevher tasarımcısı Jennifer Meyer ile ünlü iş insanı Geoff Ogunlesi'nin düğünü için gittiği Hawaii'de, kutlama öncesinde denizin ve güneşin tadını çıkardı.
Oyuncuya sevgilisi Vittoria Ceretti ile yakın dostları da eşlik etti.
Hollywood'un tanıdık yüzlerini bir araya getiren hafta sonunda, DiCaprio'nun plajda çekilen fotoğrafları gündem oldu.
Her zaman şık ve fit görmeye alıştığımız ünlü aktörün, göbekli hali espri konusu oldu.
51 yaşındaki bir insan için aslında çok da abartılacak bir durum yok.
DiCaprio'nun da kendini salmaya, göbek bırakmaya ve tatil kafasında yaşamaya hakkı var.
***
YALI YASAKLARI
Boğaz'da yalısı olan Sezen Aksu gibi ünlü zenginler ya da Sabancı ve Koç gibi varlıklı ailelerin şikâyetleri üzerine tur teknelerinin anonslarına kısıtlama getiriliyor.
Beşiktaş, Karaköy ve Unkapanı'ndan hareket eden tur teknelerinde rehberler, mikrofonla yalı sahiplerini tanıtıyor.
Turlarda 'Burası Sabancı ailesinin yalısı', 'İleride Koç ailesinin yalısını göreceksiniz' ve 'Sezen Aksu'nun evi de ileride' gibi anonslar yapılıyor.
İddiaya göre yeni düzenlemeyle yüksek sesli müzik yayınına ve yalı sahiplerinin isimlerinin anons edilmesine sınırlama getirilecek.
Bu da dert mi dediğinizi duyar gibiyim. Hayat böyle işte. Her sınıfın kendine göre dertleri var. Empati kurarsak biri evinizin önüne gelip "Şu evde şu oturuyor" diye bağırırsa ya da yüksek sesle müzik yayını yaparsa hoşunuza gider mi?
Aslında gürültü kirliliğiyle mücadelede zengin yalı sahiplerinin rahatsız olması kriter olmamalı. Cadde ve yola cephesi olan binalarda oturanlar da araçlarından müzik yayını yapanlardan, egzoz bağırtanlardan şikâyetçi.
Gürültü kirliliğine karşı her alanda mücadele edilmeli.
***
QR KODLU SİGARA SATIŞI
Sigara satışında 18 yaş kontrolü QR kodlu elektronik sistemle yapılacakmış.
T.C. kimlik numarasıyla eşleşen QR kod, satıcıya isim ve bilgi aktarmadan sadece yaş sınırının geçilip geçilmediğini doğrulayacakmış.
Elbette çocukların sigara almasının önüne geçilmeli ama bu yöntem kafa karıştırıyor.
Sigara içenler QR kodu gösterecek bir uygulama mı indirecekler cep telefonlarına?
Yoksa 9 bin 445 aktif uygulama olan e-devlete bir de sigara satış işlemi mi yüklenecek?
Cep telefonu olmayan sigara alamayacak mı?
Çıkan haberlerde QR kodlarını kimlerin kullanacağını da anlamadım!
Örneğin ben 53 yaşındayım, bakkal amcaya, tekelci dayıya, marketteki kasiyere 18 yaşından büyük olduğumu ispat etmek durumunda mıyım?
18 yaşından küçük gösteren ama 19, 20, 21 yaşında olanlar mı kullanacak bu QR kodlarını?
20-21 yaşında birinin 18 yaşında olmadığını anlamak için QR koduna gerek yok.
Bakkalda, markette, tekel bayisinde sigaranın yanında birçok şey alınıyor.
Örneğin sakız, ekmek ve alkol için ayrı ödeme, sigara için de ayrı bir ödeme mi yapılacak?
Yahu markette kasa sırasında cüzdandan kredi kartını beş saniye geç çıkartanlara bile tahammül yok bu ülkede!
Asıl sorun yasaların uygulanmaması. Sigara için birçok yasa var ama uygulanmıyor.
Bakkal, market vb. 18 yaşın altına sigara satanlara para cezası kesilse kimse 18 yaş altına sigara satmaya cesaret edemez!
Bu işin daha pratik yolu var: Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de zincir marketlerde sigara satışı yasaklanmalı!
Birçok ülkede sigara satışı sadece bizdeki Tekel bayilerine benzeyen gibi tobacco shop'larda yapılıyor. O zaman QR kodu ile uğraşmaya gerek kalmaz. Tekel bayilerini denetlemek yeterli olur!
***
İZ BIRAKAN SÖZLER:
"Dost edinmenin tek yolu, önce kendinin iyi bir dost olmasıdır." (Ralph Waldo Emerson)
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.