TUBA KALÇIK
Dijital çağda sahici bir iz bırakmanın önemi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın TÜRGEV Güzel İşler Fabrikası'nın açılışında çok güzel ve önemli bir konuşma yaptı. 'İz bırakmak' kavramı üzerinden içinde bulunduğumuz dijital çağa yönelik çok önemli tespitlerde bulundu. İnsanoğlu tarih boyunca taşlara, tabletlere yazarak, el yazması kitaplarla kendinden sonrakilere 'iz bırakma' çabasına girmiştir. Bu çaba ise büyük bir emeğin ve iradenin tezahürü olmuştur. İçinde bulunduğumuz dijital çağ bizlere, geçmişte insanoğlunun hayal bile edemeyeceği bir imkan sunuyor; her şeyimizi kayıt altına geçirebiliyoruz. Fotoğraflar, videolar, paylaşımlar…
Peki, bıraktığımız şey gerçekten bir iz mi, yoksa yalnızca bir kayıt mı?
Emine Erdoğan'ın TÜRGEV'in "İz Bırak" programındaki konuşmasını dinlerken aklımda en çok bu soru kaldı.
Sürekli dijital ayak izi bıraktığımız bu çağda Erdoğan çok önemli bir tespitte bulundu: "İnsanlık tarihinde hiçbir nesil ardında bu kadar çok kayıt bırakmamıştır. Ancak kayda geçmek, iz bırakmak anlamına gelmiyor. Kayıt, varlığımızın bir işaretini muhafaza eder, gerçek iz ise bizden sonra da anlam ve tesir üretmeye, istikamet çizmeye devam eder. İşte bu çağda sahici bir iz bırakmak, her zamankinden daha fazla dikkat, irade, emek ve mesuliyet gerektiriyor."
Erdoğan'ın bu tespitini dijital çağda yaşayan bizlerin yüzleşmesi gereken gerçeği göstermesi açısından son derece önemli buluyorum. Erdoğan'ın konuşmasının en çarpıcı taraflarından biri de yazar Şule Yüksel Şenler'e yönelik içten ifadeleriydi. Erdoğan, Şenler'in hayatına nasıl etki ettiğini anlatırken onun alelade bir gençlik tanıdığı olmadığını; aksine fikir dünyasını inşa eden ve hayatına yön veren bir rehber olduğunu açıkça ifade etti. Şule Yüksel Şenler'in hayatındaki etkisini şu sözlerle anlattı Emine Erdoğan:
"Kimliğimin şekillenmesinden evlilik tercihime kadar, hayatımın pek çok önemli kararında onun izlerini taşıyorum." İşte iz bırakmak aslımda tam da bu burada anlam kazanıyor. Bir insanın yaşamına dahil olmak, düşüncelerine yeni bir pencere açmak hatta en önemli kararlarında ona rehberlik etmek… Aradan zaman geçse de o insanın hayatında hala var olabilmek… İşte gerçek iz tam olarak budur… Günümüzde tek bir dokunuşla onlarca insana ulaşabiliyoruz. Ancak buradaki asıl önemli nokta şu; biz gerçekten kaç kişinin hayatına tesir edip onda iz bırakıyoruz? Emine Erdoğan'ın konuşmasında vurguladığı "Kayda geçmek, iz bırakmak anlamına gelmiyor" ifadesi, tam da bu dijital illüzyonu yıktığı için büyük bir önem taşıyor.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.