ÖZGE ULUSOY
New York Moda Haftası'nda 1930’lar esintisi
GİYİLEBİLİR TASARIMLAR
Sivri burunlu, bağcıklı, topuklu botların üstlerindeki nakış desenleri de bizi geçtiğimiz yüzyılın başına götüren nostaljik bir hava veriyordu tüm koleksiyona. Amerikan modası deyince akla gelen ilk isimlerden Calvin Klein; sade, taze ve uçuşan basit stilini beyaz, fildişi ve mavinin en pastel ve uçuk tonlarından hazırladığı, çoğunlukla saten etekler ve elbiselerle bize sundu. Ralph Lauren'in lacivert, kırmızı, beyaz ve mavi tonlarında tasarladığı bol paça pantolonları, bisiklet yaka süveterleri, diz altı etekleri; iş toplantımızdan çıkıp rahatlıkla bir tekne partisine katılabilecekmişiz hissiyatı yaratıyor. Proenza Schouler'ın ise fiyonklar, fırfırlar, puantiyeler ile süslediği pantolon-bluz ya da etek-bluz kombinasyonları, benim favorim oldu. Oscar dela Renta, Marchesa ve Rodarte'ın detaylarla bezenmiş gece kıyafetlerini çok beğendim ama Tommy Hilfiger'ın koleksiyonu açıkça yakıyor. Her zaman kullandığı polo yaka tenis bluzlarını, file ya da tığ işine benzer dantel kumaştan yaparak oldukça hibrid bir şekilde kullanan Hilfiger; turuncu, kırmızı ve yeşilin canlılığı ile yaratıcı kombinasyonlarına gerçekten renk getirmiş. Hillfiger'ın plaj modasının aksine Carolina Herrera oldukça sade kesimli tunik ve etek bluzlarına eklediği geometrik detaylar ile az da olsa 1960'ların esintisini taşıyan bir koleksiyon hazırlamış. Son olarak Kanye West'in Yeezy koleksiyonunun Madison Square Garden'da yapılan defilesinin daha önceki koleksiyonlarından daha farklı olarak oldukça ilgi çekici olduğunu belirtmek isterim. Yeni albümü 'Life of Pablo'nun da tanıtım partisi gibi şekillenen defiledeki kıyafetlerin, daha önceki iki koleksiyonundan çok daha giyilebilir olduğunu düşünüyorum. Ünlü rapçi sanırım artık Kardashian ve Jenner kadınları dışında bizlere de hitap etmeye karar vermiş.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.