HASAN CELAL GÜZEL
Peki o halde çözüm nedir?
Evvelâ şu gerçeğin altını çizelim ki, etnik bölücü Kürtçüler ve onların destekçileriyle 'Kürt Sorunu'nun teşhisinde aslâ mutabık değiliz. Irkçı-bölücü Kürtçüler, Kürt sorunundan söz ederken ayrı bir siyasî ve hukukî 'kimlik' peşinde olduklarını ve terör eylemlerini bunun için kullandıklarını itiraf etmektedirler. Bu arada asimilasyon edebiyatı yapmaktan da geri durmamaktadırlar.
Halbuki, Türkiye'de etnik bir sorun yoktur. Her zaman tekrarladığımız gibi Türkler ve Kürtler, bu vatan topraklarında bin yıldır müşterek tarih ve kültürlerini yaşamaktadırlar.
Türkiye'de, dış odakların destekledikleri ve bölücülerin Devlet'e karşı şantaj olarak kullandıkları 'Terör Sorunu' ve bölgenin fizikî şartları sebebiyle burada yaşayan halkımızın ekonomik-sosyal sorunları, yani 'Güneydoğu Sorunu' vardır.
Ayrıca, 2009 yılından itibaren bütün Türkiye'yi ihata eden 'Demokratik Açılım Projesi' ve özellikle bölge halkı için 'Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi' hazırlanarak uygulamasına geçildi. Ancak teröristler ve ırkçı-bölücüler, bunun terör eylemleri neticesinde elde edilen bir 'zafer' olduğunu düşündüler ve istismar ettiler.
Buna rağmen, Hükûmet'in ve Başbakan Erdoğan'ın bu projelerde ısrar etmesini, birlik ve bütünlükten tâviz verilmemesi şartıyla uygun buluyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir. Büyük devletler terör sorununu pazarlık yaparak değil, büyüklüğünü ve gücünü göstererek çözüme kavuşturabilir. Aksi âcizlik olur.
Türkiye'de güya bir 'savaş' varmış; 'gerillalar' askerle savaşıyor ve arada 'barış' yapıyorlarmış. Hattâ, Türkiye'de 'isyan' yaşanıyormuş... Bütün bunlar gerçek dışı ve gülünç iddialardır. Açık gerçek şudur: Kürt asıllı vatandaşlarımız arasında taban tutmamış ve aslına yabancılaşmış bir hareket, millete ve devlete dayatılmaya çalışılmaktadır.
Bu hatâlar da muammâ değildir. Çeyrek asır boyunca, bir uzman, devlet yetkilisi, siyaset adamı ve gazeteci olarak yazıp çizdim. Ne yazık ki kimseciklere anlatamadım.
Bir defa, terör sorununu çözmek askerin işi değildir. Düzenli birliklerle eşkiyâ peşinde koşulmaz. Bunlarla ancak özel olarak yetiştirilmiş güvenlik güçleri mücadele edebilir.
İkinci olarak, polis 'özel harekât birimi', merhum Özal döneminde, başta zamanın Emniyet Genel Müdürü Saffet Arıkan Bedük olmak üzere gayretlerimiz sonucunda kurulmuş ve başarılı olmuştur. Başbakan Erdoğan'ın meseleyi çözerken ön planda emniyet ile diğer güvenlik ve istihbarat birimlerini düşünmesi doğrudur.
Üçüncü olarak, önce PKK-KCK terör grupları etkisiz hâle getirilir ve şantaj ortadan kaldırılır. Daha sonra 'Yeni Anayasa' ve mevzuat çerçevesinde, ülkenin birlik ve bütünlüğüne zarar vermeyecek tedbirler alınır.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.