HASAN CELAL GÜZEL
Oruçlu millet
Eski Genelkurmay Başkanı Org. Koşaner'in 'itiraflarının' geri kalan kısmı da internete düştü. Buna, bir yandan orduyu yıprattığı için üzülüyoruz; bir yandan da gerçekleri gün ışığına çıkardığı için memnun oluyoruz. Koşaner'in bu itiraflarını okuyanlar, Türkiye'nin nasıl bir militarist kıskaç içinde bulunduğunu çok iyi anlayacaklardır.
Bu rejimin esası şudur: Seçimle iktidara gelen siviller 'irticacı'dır. Ülke bunlara bırakılırsa, Humeynî İranı'na götürülür ve bölünür. Bu durumda ordunun, Atatürk'ün Gençliğe Hitâbesi'nde söylendiği(!) gibi ve TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesine göre, 'Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi' vardır.
Bu esas çerçevesinde TSK, bizatihî antidemokratik ve hukuk dışı bir örgüt hâline getirilmiş ve bu zihniyet Türkiye'ye çok büyük zararlar vermiştir. TSK'nın üst yönetimi, Org. Hilmi Özkök'ün Genelkurmay Başkanlığı haricinde, daima militarist vesayeti devam ettirmeye çalışmıştır.
Darbeci komplolar ve entrikalar yüzünden TSK kendi asıl vazifesini lâyıkıyla yapamamış; siyasete karışarak askerliği aksatmıştır. Çok öğündüğümüz 'Barış Harekâtı' esnasında jetlerimiz kendi gemimizi vurmuş; çıkarma yeri yanlış tespit edildiği için yüzlerce askerimiz şehit düşmüştür.
TSK'nın terörle mücadeledeki beceriksizliği ve başarısızlığı, başlıbaşına bir soruşturma konusu olarak ele alınmalıdır.
Paşa efendi buyuruyor: '35. maddeyi kaldır da bilmem hangi maddeyi koy. İster koy ister koyma. Biz bunun için varız. Bu bizim doğal, tarihî görevimiz. Bunun başka hiçbir çıkar yolu yok'. Yani demek istiyor ki, biz kanuna filân aldırmayız; siyasete müdahale etmeye ve darbecilik yapmaya devam ederiz...
Yazıklar olsun... Bugün üçüncü dünya ülkelerinin, muz cumhuriyetlerinin generalleri bile bu zihniyette değildir.
Bu zihniyetle demokrasi olmaz...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.