NİHAT HATİPOĞLU
Sosyal medyada organize İslam düşmanlığı
Sosyal medya, her türlü kavganın, restleşmenin, tezgâhın, operasyonun merkezi olmaya başladı. Gelecekte sosyal medya, birçok iletişimin de adresi olacak. Bundan dolayı bu mecrayı yakından takip etmek, orada dönen olayları göz önünde tutmak lazım. Ülkemizde iletişimin eksen kayması yaşadığını gözlemliyoruz. Bu hususta gözlemlerinden birkaçını sizinle paylaşmak istiyorum:
ALGI OLUŞTURUYORLAR
İslam düşmanı bu hesapların tahribatına karşı mutlaka tedbir alınmalı ve gerekli cevaplar verilmelidir. Bunca ilahiyat hocaları sessiz kalmamalı. Bu iş belli isimlerle sınırlı kalmamalı. Gerçi bu platformları takip eden gençlerimiz gerekli ve yeterli cevapları veriyorlar. Var olsunlar. Sağlam bir iman ve teslimiyet içinde olan milyonlarca gencimiz, İslam'a layık birer mümin olarak gerekli ve tatmin edici cevapları oradaki bağnaz ve art niyetli zevatlara iletiyorlar.
HADİSLERİ İNKÂR ETTİLER
Önce Ebu Hureyre gibi hadis ravisi sahabiye karşı karalayıcı tweetler yazdılar. Sonra hadisleri inkâr ettiler. Sonra İslam hukukçularını karaladılar. Sonra Hz. Peygamber aleyhine şüpheler oluşturdular. Sonra Kuran'a dil uzattılar. Tabii bu yolun sonu Rabb'i inkâra getirecektir. Bunun örneklerini zaten görüyorsunuz. Sonra ateizme veya deizme yelken açtılar. Ahiretlerini berbat ettiler.
DİN DIŞI SAYMA
ATEŞE TOPRAK ATALIM
***
ŞEHİTLERİMİZE RAHMET OLSUN...
Gürcistan'da düşen ordumuza ait kargo uçağında 20 askerimiz şehit oldu. Yüce Allah'tan her bir şehidimize rahmet dileriz. Ailelerine sabır dileriz. Şehitler vatanımızın şehitleridir. Onlar birer kahramandır. Şehittirler. Benzeri musibetlerden Rabbim ülkemizi korusun. Kalbimiz, duamız onlarla beraber.
***
HİCRİ YILBAŞI VE HİCRİ TAKVİM NE DEMEKTİR?
Hicri takvim, Hz. Muhammed'in (SAV) Mekke'den Medine'ye hicretini tarih başlangıcı, muharrem ayının birinci gününü de yılın başı olarak kabul eden bir takvim sistemidir. Hicri yıl, Ay'ın Dünya etrafındaki dolaşımını esas aldığından 354 gündür ve miladi yıldan 11 gün daha azdır. İnsanlığın tarih boyunca önemli olayları başlangıç noktası kabul etme geleneği vardır. Nuh Tufanı, Hz. İsa'nın doğumu, fil olayı gibi. Bu ve benzeri önemli olaylar başlangıç kabul edilip bu tarihlerden şu kadar önce veya şu kadar sonra diye diğer olayların zaman tespiti yapılır. Hicretin 17. yılında, Halife Hz. Ömer (RA) döneminde sahabenin ileri gelenleri toplandı. Bu toplantıda Hz. Ali'nin (RA) teklifiyle 622 yılındaki Hz. Peygamberimizin (SAV) Mekke'den Medine'ye hicreti, Müslümanlar için tarih başlangıcı kabul edildi. İlk hicret eden kafile, muharrem ayında hicret ettiğinden dolayı da bu yılın ilk ayı olarak muharrem ayı kabul edildi.
Dua din literatüründe, insanın bütün benliğiyle Allah'a yönelerek maddi ve manevi isteklerini O'na arz etmesi demektir. Duanın ana gayesi, insanın hâlini Allah'a arz etmesi ve O'na niyazda bulunması olduğuna göre dua, Allah ile kul arasında bir diyalog anlamı taşır. Bir başka deyişle dua sınırlı, sonlu ve gücü sınırlı olan varlığın, sınırsız ve sonsuz kudret sahibiyle kurduğu bir köprüdür. Özet olarak duanın yöntemi şöyledir: Dua gönülden, gizlice ve alçak sesle yapılmalı, mübarek vakit ve yerler tercih edilmeli, kıbleye yönelerek ve Allah'ın adıyla başlanarak, günahlara pişmanlık duyularak yapılmalı, kabulü için acele edilmemeli, kabul edileceğine inanılarak duaya ısrarla devam edilmeli, sebepler dünyasında yaşadığının bilincine erilerek talep edilen şey birtakım sebeplere bağlıysa önce bu sebepleri yerine getirmeli, yani fiili dua yapılmalıdır. Ayrıca kişi isteğini Allah'a arz etmeden önce Allah'a hamdü sena, Peygamber'e (SAV) salat ve selam getirmelidir.
Sözlükte fısıltı, hışırtı, gizli söz, fiskos, kuruntu gibi anlamlara gelen vesvese; şeytanın kötü bir işin yapılması, iyi bir işin terk edilmesi veya geciktirilmesi ya da eksik yapılması için insanı kışkırtması, aklını çelmesi, nefsin bayağı arzularına uymaya teşvik etmesi anlamında da kullanılır. Vesvese kelimesi Kuran-ı Kerim'de dört yerde geçmektedir. Vesvesecinin (vesvas) şerrinden Allah'a sığınılması emredilmiş (Nas, 114/1-6). Şeytanın Hz. Âdem ile eşini cennetten vesvese yoluyla çıkardığı bildirilerek müminlerin bu konuda duyarlı olmaları ısrarla istenmiştir (A'raf, 7/20). Hz. Peygamber de müminlere vesvese ile hareket etmemelerini tavsiye etmiş, vesvesenin dini, hukuki bir hüküm doğurmayacağını bildirmiştir (Buhari, Talak, 11). Visvas da aynı anlamdadır. Kişi kalbine doğan düşüncelerinden, eyleme dönüştürülmedikçe sorumlu değildir. Buna göre kalbe doğan vesvese sebebiyle kişinin dinine zarar gelmez. Kişi vesveseden etkilenmemeli, kendisine iyi şeyler telkin etmeli, hatta Felak ve Nas surelerini okuyarak manen kendini güçlendirmeye çalışmalıdır.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.