NİHAT HATİPOĞLU
Dindar, gerçek Müslüman kimdir?
CEHALETE KARŞIDIR
RABB'E LAYIK OLMAK
Dindar insan özetin özetiyle budur. Böyle bir insanı, nesli oluşturmak insaf sahibi her insanın derdi olmalıdır. Kuran-ı Kerim'in "Müminler felah bulmuştur" ifadesiyle anlattığı işte böyle insanlardır. Hz. Peygamber'in (SAV) Mekke ve Medine'de inşa ettiği İslam, bu imana gönül vermiş insanlarla kurulmuştur. Bu vasıflara sahip olandan kim rahatsız olur, kim ürker?
Burada haklı ve yerinde tek bir itiraz yapılabilir. O yerinde olan itiraz ve soru şudur: "Peki böyle bir nesil oluştu mu? Mevcut olan Müslümanların tümü böyle midir?"
Elbette ki böyledir diyemeyiz. Zaten böyle olsaydı, bizim bunca olumsuzluğa, haksızlığa, cinayetlere, zulme, kalpazanlığa, kandırmaya endekslenmiş ticaret bezirgânlığına, dini istismar eder sahtekârlara muhatap olmamız mümkün olmazdı.
Bizim çabamız bu olumsuzlukları azaltıp Rabb'e layık bir insan inşa etmektir. Bunun yolu da, Kuran-ı Kerim'i doğru okuyup, doğru anlayıp doğru uygulamak ve Hz. Resul'ü, O'nun güzel ve seçkin ahlakını ahlak edinmemizdir.
HER GÜN ORUÇ TUTMAK...
Hz. Abdullah bin Amr, ibadeti seven bir gençti. Bir gün Peygamberimize gelerek şöyle dedi: "Ey Allah'ın Peygamber'i! Hayatım boyunca her gün oruç tutmak, her geceyi de uyumaksızın namaz kılarak geçirmek istiyorum." Peygamberimiz bunu duyunca şöyle buyurdu: "Buna gücün yetmez. Bütün hayatın boyunca bunu yapamazsın. Bazen oruç tut, bazen ye. Bazen (nafile) namaz kıl, bazen uyu."
Abdullah, "Ben daha fazlasını yapabilirim" dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyurdu: "Ayda 3 gün oruç tut. Hayırlar 1'e 10 hesaplanır. Böylece ayda 3 gün, sanki bir yıl gibi olur. Sevap itibarıyla öyle kabul edilir."
Hz. Abdullah, "Ben daha fazlasını yapabilirim" dedi. Peygamberimiz, "O zaman 1 gün tut, 2 gün ye. Bu yeter" buyurdu. Hz. Abdullah, "Ey Allah'ın Resulü! Daha fazlasını yapabilirim" dedi. Peygamberimiz son kez şöyle cevap verdi: "O zaman 1 gün ye, 1 gün tut. Bu Allah'ın sevgili kulu Hz. Davud'un orucudur. Daha fazlasına müsaade etmiyorum."
Hz. Peygamber (SAV) ile genç sahabe Hz. Abdullah arasındaki bu hikâye manidardır. Sahabe nefsini ibadete yönlendirip dünyadan tamamen soyutlanmak istiyor. Her gece uyumadan namaz kılan, her gün oruç tutan bir insanın sosyal veya aile hayatının olması çok zordur. İşte bu noktada Hz. Resul (SAV) ikaz ediyor; Hz. Abdullah'ı hayatın içine çekiyor. "Bunu kabullenmem" buyuruyor. O'nu daha iyi anlamaya hakikaten çok muhtacız.
SORU - CEVAP
Kabir ziyareti sünnettir. Ölüleriniz için uzaktan da okumanızda hiçbir sakınca yoktur. Yüce Allah niyetinizi biliyor. Bu nedenle uzaktan okunan dua da yerine ulaşır.
Mazereti sebebiyle oruç tutamayanların yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için ramazanda lokantaların açık olmasında dinen bir sakınca yoktur. Fakat oruç tutanlara saygı gösterilmesi açısından mazeretli de olsa yiyip içenlerin bunu açıktan yapmamaları uygun olur.
Babanız bu konuda bir şey söylemediyse, böyle bir borca ait şahitler yoksa borçtan sorumlu olmazsınız. Şahitlerin varlığı da yetmez. Bu hususlarda olayın bütün gelişmelerini bilmeleri gerekir. Eğer varsa babanızın mirasından ödemeyi yaparsınız.
BİR HADİS
"Güçlü, güreşte gücünü gösteren değil, öfke anında nefsine (kendine) hâkim olandır." (Buhari, Edeb, 76)
BİR ESMA
El-Alîm: Gizli, açık, gelecek her şeyi, ezel ve ebedi en mükemmel bilen.
BİR SEVAP
Kim mümin kardeşi için gıyabında dua ederse onunla görevli melek, "Amin, aynısı senin için de olsun" der.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.