NİHAT HATİPOĞLU
Mallarınız zekâtla korunur
Zekâtın kelime anlamı "arınma ve berekettir".
Fıkıh dilimizde zekât, belirli yerlerde harcamak üzere, dini ölçülere göre zengin sayılan kişilerin mallarından alınan belli payı kasteder. Kuran-ı Kerim'de zekât kelimesi iki yerde (Kehf 81, Meryem 51) geçer. Ama sözlük anlamı toplam otuz ayette yer alır.
Kuran-ı Kerim'de ve hadislerde zekât ve namaz beraber anılır. Bu da, iki ibadetin birbirini tamamladığı anlamına gelir. Biri maddi dünyamızı, öteki ise manevi hayatımızı temizler.
Bu hadis, müminin mali yönden sorumluluk sınırını belirtir. Kuran-ı Kerim zekâtı emretmiştir. Zekât bir borçtur. Mutlaka ödenmesi gerekmektedir. Zekât; fakirin, Müslüman zenginin malı üzerindeki payıdır. Bu pay ise nakit parada yüzde iki buçuğa, yani kırkta bire denk gelmektedir. Bu miktar yılda bir kez ödenecektir.
Müslüman zekât ödemekle yükümlüdür. Zekâtın miktarının üzerindeki bağış, yani sadaka ise kişinin hür iradesine bırakılmıştır. Dilerse malının üçte birini fakirlere dağıtır. İsterse malının sadece kırkta birini, yani zekâtını.
Hz Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor: "Kişi malının zekâtını ödediğinde o malın üzerindeki şerri ortadan kaldırmış olur."
Müslümanlar, Emevilerin adil halifesi Ömer bin Abdülaziz döneminde zekâtlarını tam ödedikleri için İslam ülkelerinde zekât almaya müsait insan bulunamamıştır.
Bunun için zenginin bütün malını veya yarısını veya üçte birini değil, zekâtını ödemesi yeterlidir.
***
'YÜCE RABB'İMİN RAHMETİNİ İSTERİM'
Hz. Peygamber (SAV) zamanında "Sulebe" isimli bir delikanlı, mescide son derece bağlı bir hayat yaşıyor. Bir gün Peygamberimiz bu delikanlıyı bir yere gönderir. Delikanlı giderken, bir kapı aralığında yıkanan çıplak bir kadını görür. Bir an gözünü alamaz, sonra utanır. Kendi kendine şöyle der: "Ben harama bulaşmış bu gözle Peygamberimize nasıl bakacağım?" Genç, Medine'yi terk edip dağa çıkar.
Peygamberimiz, Cebrail'in bilgilendirmesi üzerine Hz. Ömer'e ve Hz. Selman'a bu delikanlıyı bulmalarını emreder. İki sahabe yola çıkar. Bir çobana rastlayıp bu delikanlıyı sorarlar. Çoban der ki: "Siz herhalde gece yarıları mağaradan çıkıp 'Ya Rabbi! Senden utanıyorum. Günahımdan utanıyorum' diye haykıran delikanlıyı arıyorsunuz."
Hz. Ömer ve Hz. Selman, Sulebe'yi bulup Peygamberimize (SAV) getirirler. Efendimiz delikanlıya neden gittiğini sorar. Genç adam, günahlarından utandığını söyler. Peygamber (SAV), "Bakara Suresi'nin 201. ayetini oku" der. Delikanlı: "Efendim günahım daha büyük." Peygamber (SAV), "Allah'ın ismi günahlarından daha büyüktür" buyurur. Sulebe eve döner ama hastalanır. Peygamberimiz evine gittiği delikanlıya "Canın bir şey istiyor mu?" diye sorar. O der ki: "Rabb'imin rahmetini isterim." Hz. Cebrail bu gencin affedildiği haberini getirir. Efendimiz bunu haber verir. Delikanlı gözleri nemlenerek vefat eder. Efendimiz delikanlıyı defnederken binlerce meleğin onun için geldiğini söyler. Bir haram bakışın hesabını verirken bu kadar zorlanan genç bir yürek ile günaha bunca dalmışken bunun umurunda olmayan on binlerce yüreği nasıl aynı terazide tartacaksınız?
***
SORU - CEVAP
Muska; hastalık, göz değmesi ve benzeri sıkıntılardan korunmak için yazılan ve üste asılan dua demektir. Kişinin Kuran-ı Kerim'den veya Hz. Peygamber'in (SAV) hadislerinden bir duayı yanında taşıması sakıncalı değildir. Ama İslam'a aykırı öğeler taşıyan yazılı metinleri takmak doğru olmaz.
İslam'a göre kişinin kendi canına kıyması yasak olduğu gibi, tıbbi verilere göre yaşama ümidi kalmamış veya şiddetli acılar hisseden bir insanın yaşamına bir başkasının eliyle son verilmesi talebi olan ötanazi de yasaktır. Zira son saniyede bile herhangi bir tedavi gelişebilir.
Namazlardan sonraki "Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahuekber" tespihleri Hz. Peygamber döneminde topluca yapılmıyordu. Herkes kendi okurdu. Daha sonraki dönemlerde bilmeyenler çoğalınca cemaatçe uygulanmaya başlandı. Bu yeni uygulama İslam'ın ruhuna aykırı değildir. Faydalıdır.
***
BİR AYET
"(Resulüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır." (Nur, 30)
BİR HADİS
"Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse, komşusuna eziyet etmesin! Allah'a ve ahiret gününe iman eden, misafirine ikramda bulunsun! Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse ya hayır söylesin ya sussun!" (Buhari, 13/6099)
BİR SEVAP
Allah rızası için kuş yuvası kadar da olsa bir mescit yaptıran kişiye Allah da cennette bir ev yapar.
BİR ESMA
El-Halim: Cezada acele etmeyen, yumuşak davranan.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.