NİHAT HATİPOĞLU
Hadisler uydurma mıdır?
Peygamberimizin (SAV) hadisleri dinimizin ikinci kaynağını oluşturur. Hadisler bir anlamda Kuran'ın tefsiridir. Bu nedenle de hadislere güven son derece önemlidir. Peki, genel anlamda Peygamberimizin sözleri, konuşmaları, eylemleri veya huzurunda başkalarınca yapılan hareketler ile konuşmalara onay verip vermemesi anlamına gelen hadisler, doğru kanallardan bizlere ulaşmış mıdır? Yoksa çoğu uydurma mıdır?
Peygamberimiz dönemindeki hadis sayısı sadece 500-600 civarında mıydı? Çoğu sonradan mı uyduruldu? O dönemde hadisler yazılmadı mı? Hadis sayısı 600-700 bine ulaştı mı? Bütün bunlar uzun süreden beri izleyici ve okuyucularımızın bana ilettiği sorulardır.
Sahabenin bir kısmı, Ebu Hureyre (RA) gibileri, sürekli Peygamberimizi takip ederek ondan duyduklarını ezberlerdi. Hz. Ömer (RA) ve bir komşusunun işleri çıkınca nöbetleşe Peygamberimizi dinlemeye gittiklerini ve sonra birbirlerine bilgi aktardıklarını biliyoruz. Peygamberimiz (SAV) kadınlara özel gün ayırmıştı; bilgi aktarmak için. Kısaca, Peygamberimizin (SAV) günlük konuşması, Kuran-ı Kerim'i açıklaması, hitabeleri, oturması, kalkması, ahlakı, sorulara verdiği cevaplar, yani 23 yıllık bütün hayatı kayıt altına alınıyordu. Nesilden nesile aktarılan bu bilgilerin Müslümanları bağlayan kısmı, dini birer prensip olarak kitaplara yansıyacaktır sonraları.
Peygamberimizin diğer kavim ve ülke liderlerine yazdırdığı mektuplar, bazı hitabelerinde "Falancaya dediklerimi yazın" emri (Buhari, İlim, 39; Lukata, 7; Ebu Davud, Menasik 19, Diyat, 4; Tirmizi, İlim 12), Amr b. Hazm'a yazdığı mektup (Malik, Muvatta, Kuran 15:1) ve bazı heyetlere verdiği yazılı akitlerin hepsi Kuran-ı Kerim dışındaki yazımla ilgili vesikalardır.
Abdullah b. Amr (ra) der ki: "Ben Peygamberimizden duyduğum her şeyi yazardım. Bana dediler ki: 'Ondan duyduğun her şeyi yazma. Çünkü O da (SAV) insandır. Bazen sinirlenir, bazen iyi söyler.' Ben bunun üzerine Peygamberimize (SAV) kendisinden duyduğum her şeyi yazıp yazmamayı sordum. O da (SAV) şöyle buyurdu: Yaz. Allah'a yemin ederim ki benden hakkın -gerçeğin- dışında bir söz çıkmaz."
Demek ki Hz. Peygamber hadis yazımından haberdardı ve buna engel de olmadı.
Peki, bunda kaç hadis vardır? İbn-ül Esir bu kitapta 1000 hadis olduğunu söyler (Üsdü'l gabe, c, 3, s. 233). Bu sayının 500 olduğu da söylenir. Önemli olan bir nokta da Abdullah'ın (ra) Kütüb-i Sitte dediğimiz hadis kitaplarında geçen hadislerindeki ravilerle, Abdullah'ın Es-Sâdıka'sının ravisinin (Amr b. Şuayb) aynı olmadığıdır. Yani bu şu demektir: Abdullah'ın rivayetleri sanıldığından daha fazladır. Kendisi "Peygamberimizden bin (mesele) konu öğrendim" der. (Zehebi, Tarih, c. 3, s. 37).
Bunların dışında Sa'd b. Ubade (RA) ve diğer sahabe Abdullah b. Mesud'un (RA) adları ifade edilebilir. İbni Mesud (RA) yazdığı eserine Es-Sahiha adını vermiştir. Cabir b. Abdullah (h. 16-78), Urve b. Zübeyr (h. 22-93), Hemmam b. Münebbih'in (v. 103) eserleri ve daha nicesi Hz. Peygamber (SAV) ve sonraki dönemde hadislerin kayıt altına alınmaya çalışıldığını gösterir. Bu faaliyetlerdeki hadisler elbette ki yüz binlere varmıyordu. Ama 500-600 rakamlarıyla da ifade edilemezdi. Ezberlenen ve söylenegelen hadisler bu kapsamın çok dışındadır.
Hz. Peygamber (SAV) 23 sene boyunca konuştu. Sadece bir ay konuşmadı. 23 sene boyunca bütün hayatı ve sözleri ezberlenircesine takip edildi. İşte elimizdeki sahih hadisler, bu uzun mesainin ürünüdür. Bu nedenle de böyle bir konuyu ortaya koyarken artı ve eksileriyle tartışmamız gerekir.
Unutulmasın ki, Hz Peygamber ve dört halife döneminde hadis-sünnet konuşulduğu gibi uygulandı da. Yaşayan bir hadis gerçeği mevcuttu. Ve hayatın her ayrıntısına dair Hz. Resul'ün ve sahabenin bir diyeceği vardı.
Ayrıca belirtmek gerekir ki hadisler değerlendirilirken sadece senet tahliline bakıldığı doğru değildir. Her dönemde metin tahlili de yapıldı. Ama bu tahlil günümüzde olduğu gibi keyfi bir tahlil değildi. Her değerlendirmenin mutlaka dayandığı bir veri vardı.
TARİH ONUN GİBİSİNİ GÖRMEDİ
Hazreti Muhammed (SAV) tarihin gördüğü ve görebileceği en büyük insan ve en büyük inkılapçıdır. Ortadoğu'da putperestlik, ırkçılık, ateşe tapıcılık gibi hasta anlayışları tarihe gömdü. Ordusu, güçlü silahları yoktu belki ama yüce bir imanı vardı. Zihinleri özgürleştirdi. Kadını uyandırdı. Beyazı-siyahı aynı sofraya oturttu. Kız evlatları yüceltti. Çağının bütün imparatorlarını İslam'a çağırdı. Müthiş zekiydi. Cesurdu. Tehditlere boyun eğmedi. Kısa yaşadı, çağları etkiledi. Dünyanın haritasını değiştirdi. İnsanlık O'na borçludur, öyle kalacaktır.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.