NİHAT HATİPOĞLU
Bir İslam âlimi: Abdülkadir Geylani
Onuncu dedesi Hz. Hasan'dı. Ehlibeyttendir. Allah ona özel bir sempati ve güzellik verdi. İbni Kudame der ki: Dini bir sebeple hiç kimse onun (Abdülkadir Geylani) kadar sevilmedi.
İSLAM KADINI YÜCELTTİ
İslam, kadını ihmal edilen değerine yükseltti. Kıymetlendirdi. Gasp edilen onurunu iade etti. Kuran-ı Kerim'de kadınların adına sure (Nisa) indirip dikkat çekti. Babasız dünyaya gelen Hz. İsa'dan dolayı töhmette bulunulan Hz. Meryem'i övdü. Temizledi. Nehre bırakılan Musa'yı annesine çevirdi. Peygamber, dini anlatım için kadınlara özel bir gün ayırdı. Şikâyetlerini dinledi. Mücadele Suresi'nde haklılığı perçinlenen kadına özel saygı gösterdi.
'YETİM BULUP BARINDIRDIK'
Duha Suresi'nin 6. ayetinde yüce Allah, Resulullah'a yetimliğini hatırlatıyor. Şöyle buyurur:
"O seni yetim bulup barındırmadı mı?" (Duha 6)
"O hâlde sakın yetimi ezme" (Duha 9)
Yetimi kollamak, onun duasını almak berekettir. Efendimiz şöyle buyurdu: "Bir kimse Allah rızası için yetimin başını okşarsa, elinin değdiği her saç teline karşılık sevap kazanır." Yine buyurdu: "Ben kadınların ve yetimlerin haklarını yemekten herkesi şiddetle sakındırırım." Yine buyurdu: "Bir kimse borç ve yetim bırakırsa ona bakmak benim görevimdir." Yine buyurdu: "Ben ve yetim koruyan ahirette beraberiz." Sakındırdı insanları: "Yetimlerin mallarını haksızca yiyenler aslında midelerine ateş doldurdular." Şöyle bir tanımda bulundu Hz. Muhammed (SAV): "Bir kadın var. Kocası öldü. Yetimleri kaldı. Başkaları kadını istediler. Kadın, 'Şu yetimlerden dolayı evlenemem. Yetimleri büyüteceğim' dedi. İşte bu yetim mahşerde gölgede olacak."
MEVLİD-İ ŞERİF OKUMANIN SEVABI VAR MI?
Mevlit, tevhidle ilgili bazı bilgileri vermekle başlayan, daha sonra Hz. Muhammed'in (SAV) hayatının bazı safhaları ile yüce ahlakını ve bir kısım mucizelerini anlatan dini-lirik bir şiir mecmuasıdır. 15. asrın başında, Süleyman Çelebi tarafından "Vesîletü'n-Necât" adı ile yazılmış olan bu mecmuanın; ölüm, doğum, sünnet, nikâh gibi çeşitli vesilelerle yapılan toplantılarda, evlerde veya camilerde okunması zamanla âdet hâline gelmiştir. Mevlit okumak veya okutmak farz, vacip, sünnet veya müstehap değildir. Bu sebeple mevlit okumak veya okutmak dini yönden yapılması gereken bir görev değildir. Dini bir zorunluluk olarak görülmediği sürece, evlerde veya camilerde mevlit okunmasında veya okutulmasında bir sakınca bulunmamaktadır.
Boşama, bu yetkiye sahip olan kişinin boşama için kullanılan sözlerden birini kullanmasıyla gerçekleşir. Boşamanın meydana gelmesi için içteki niyetin söz olarak dışarıya vurulması lazımdır. Hz. Peygamber'den (SAV) nakledilen bir hadiste, "Allah, söze ve tasarrufa dökmedikçe ümmetimi içinden geçirdiklerinden dolayı sorumlu tutmayacaktır" (Buhârî, Itk, 6; Eymân, 15) buyurulmuştur. Buna göre sadece içten geçirilerek veya söylenmeksizin talaka niyet etmekle boşama meydana gelmez.
Tuvalete girerken kişinin üzerinde Allah adının yazılı olduğu kâğıt, kitap veya Mushaf bulunması mekruhtur (Şürünbülâlî, Merâkı'l-felâh, 23). Zira Hz. Peygamber (SAV), yüzüğünün üzerinde "Muhammedün Resulullah" ibaresi yazılı olduğu için tuvalete girmeden önce yüzüğünü çıkarırdı (Ebû Dâvûd, Tahâret 10). Ancak bu yazılar açıkta değilse, örneğin cepte bulunuyorsa veya bir şeye sarılıysa bunlarla tuvalete girmek mekruh olmamakla birlikte imkân dâhilinde bundan da sakınmak daha uygun olur (Tahtâvî, Hâşiye, 54).
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.