HİLAL KAPLAN

21 Ocak 2019, Pazartesi

Fazıl Say’ın rüyası

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Sadece 17 yaşındayken konservatuvarı bitiren, New York'taki Kıtalar arası Konser Piyanistleri Yarışması'nda 1995'te birincilik ödülü kazanan, yirmiden fazla uluslararası ödülü olan, çağımızın en ünlü piyanistlerinden birisi Fazıl Say. Yeteneği konusunda herhangi bir tartışma yok zaten.
Ancak Say aynı zamanda, örneğin 10 yıl önce, bir Alman gazetesine verdiği röportajda, "Bizim Türkiye rüyamız öldü. Cumhurbaşkanının ve tüm bakanlarının eşlerinin başı örtülü. Böyle giderse kızımı da alıp gideceğim" şeklinde olgunluktan uzak sözler de sarf etmişti. "Türk halkının arabesk yavşaklığından utanıyorum" açıklaması ise hâlâ hafızalarda.
Klasik Batı Müziği, Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana toplumu zorla değiştirmeyi hedefleyen kurucu elitlerin 'araç'larından biri olmuştu. Maalesef sadece bu amaca matuf okulların kurulması ile yetinilmedi, bir dönem Klasik Türk Musikisi yasaklandı. Dönemin gazetelerinde "Resmî;; müesseselerde alaturka musiki ilga edildi, artık bu musikiden tarih derslerinde bahsolunacaktır" şeklinde duyurulan bu yasak, tam 1976'ya dek elli sene sürdü. Çünkü Cumhuriyet elitlerine göre 'alatuka' unutulması gereken bir geçmişe, klasik Batı müziği ise ülkenin olması gereken geleceğine aitti.
Klasik Batı Müziği çağdaş, modern ve makbul olan vatandaş kimliğini temsil ediyordu. Say da bu anlayışın oluşturduğu bir 'habitus'un içinden çıktı.
İçinden geçtiği özneleşme süreçlerinin, onun bahsettiğim önyargılı yaklaşımlarına sebep olduğuna inanıyorum. Ancak o da her sanatçı gibi öğrenmeye ve dönüşmeye açık olsa gerek ki geçtiğimiz cuma gecesi muhteşem bir tabloya vesile oldu.
Geçtiğimiz sene Başkan Erdoğan'ın, annesinin vefatı sebebiyle aradığı Say, bu insanî adımdan oldukça etkilendiğini ifade etmiş ve ardından Erdoğan'ı konserine davet etmişti. Erdoğan da eşi Emine Erdoğan, beraberindeki bakanlar ve Ankara'yı ziyaret eden ABD'li senatör Lindsey Graham ile konseri izledi. Karşılıklı güzel sözler sarf edildi, hediyeler verildi. Şüphesiz en önemlisi gecenin kendi başına verdiği mesajdı: Biz birlikte Türkiye'yiz.
Türkiye, herkesin rüyasını gerçekleştirebileceği bir ülke. Muhalefetini nefret söylemi üzerine kurmayanlar, bu hakikati er ya da geç teslim edecekler.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.