HİLAL KAPLAN

27 Ocak 2026, Salı

Davos’taki menü

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Davos uzun süredir küresel siyasetin gerçek kararlarının alındığı bir merkez olmaktan çıkmıştı. Daha çok büyük başlıkların, risksiz ve zararsız cümlelerle dolaşıma sokulduğu bir üst düzey konfor alanına dönüşmüştü. Yapay zekâ oturumları, pandemi sonrası dersler, yeşil dönüşüm panelleri... Hepsi şık, hepsi parlak ama neredeyse hiçbiri iktidarın çekirdeğine dokunmuyordu. Asıl meseleler erteleniyor, küresel düzenin derin çatlakları bilinçli bir sessizlikle geçiştiriliyordu. Bu yıl o sessizlik bozuldu.
Bu kez Davos'ta konuşulan teknoloji ya da sağlık değil, düzenin kendisiydi. Ve ilk kez bu tartışmanın merkezine, ABD'ye itiraz üreten bir Avrupa hattı yerleşti.
Kanada Başbakanı'nın sözleri bu kırılmanın en çıplak ifadesiydi. "Kurallara dayalı düzen"in kısmen bir kurgu olduğunu söyledi; ama asıl cümleyi sona sakladı: Orta güçteki ülkeler birlikte hareket etmeli; çünkü masada değilsek menüdeyiz. Bu bir ahlaki yakınma değil, soğuk bir jeopolitik muhasebeydi. Entegrasyon artık karşılıklı fayda üretmiyor; itaat üretiyor. Ve bu yeni düzende tek tek ayakta kalmak mümkün değil.
Bu teşhisin Avrupa'daki en sert yankısı Emmanuel Macron'dan geldi. Macron'un "kuralsız dünya" vurgusu bir analiz değil, doğrudan bir alarmdı. ABD'nin "itaat et ya da kaybet" yaklaşımı ile Çin'in devasa üretim kapasitesi arasında sıkışan Avrupa için asıl tehlikeyi tek kelimeyle tarif etti: Vassallaşma. Yani kâğıt üzerinde egemen, fiiliyatta bağımlı bir kıta.
Ama Davos'un stratejik omurgasını kuran konuşma Ursula von der Leyen'den geldi. Von der Leyen'in 1971 göndermesi -doların altınla bağının koparılması- sembolik değildi. O gün ABD, tek taraflı bir kararla küresel düzeni değiştirmiş, dünya da buna uyum sağlamak zorunda kalmıştı. Bugün yaşanan sarsıntı da benzer bir kırılma anı. Von der Leyen'in iddiası büyüktü: Avrupa bu kez yalnızca uyum sağlayan değil, oyunun seyrine etki eden bir aktör olmak istiyordu. Elbette bu iddianın, Avrupa'nın özellikle İsrail politikası nedeniyle ciddi bir inandırıcılık sorunu da var.
Bu yüzden Davos'tan çıkan mesaj Washington'a dönük sessiz ama net bir itirazdı: "İtaat et ya da kaybet" paradigması artık tek seçenek değil. Aynı anda Pekin'le tüm köprüleri atmayan, küresel güneyle yeni ortaklıklar arayan, ticaret ve finans mimarisini çeşitlendirmeye çalışan bir Avrupa fotoğrafı verildi. Ne açık bir kopuş ne de kör bir hizalanma... Daha çok, çok taraflı bir konum arayışı.
Bu tabloyu tamamlayan parça Çin'den geldi. Davos'ta konuşan Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng, "Dünya güçlünün zayıfı avladığı bir orman kanununa geri dönemez" diyerek, korumacılığa ve tek taraflı zorlamalara açık bir mesaj verdi. Çin'in yalnızca "dünyanın fabrikası" değil, aynı zamanda "dünyanın pazarı" olmak istediğini söylemesi de bu çerçevedeydi. Bu, Batı'ya yöneltilmiş bir davetten çok, alternatif bir küreselleşme vaadiydi: Belirsizlik çağında istikrar sunma iddiası.
Bütün bu konuşmalar birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo net. Davos, belki de uzun zaman sonra ilk kez bir tatil mekânı gibi görünmedi. Düzenin sürdürülemezliği açık biçimde masaya yatırıldı. Orta güçlere "tek tek kurtuluş" hayalinden vazgeçmeleri söylendi. Avrupa, ABD merkezli hiyerarşiye itiraz eden; Çin'le tüm bağları koparmadan küresel güneye uzanmaya çalışan bir pozisyon arayışına girdi.
Asıl soru artık "Dünya değişiyor mu?" değil. Zamanında Cumhurbaşkanımızın da söylediği gibi: Masada kim var, menüde kim var?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.