HİLAL KAPLAN

29 Nisan 2026, Çarşamba

Devletin namus sözü

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Geçtiğimiz haftalarda Tunceli merkezli başlayan ve Ankara'nın en mahrem koridorlarına kadar uzanan operasyon dalgası, Türkiye'nin hukuk tarihinde bir milat olarak kayıtlara geçmeye adaydır.
Gülistan Doku'nun 5 Ocak 2020'de bir sis bulutunun içinde kayboluşu, yıllarca "intihar" parantezine hapsedilmişti. Ancak bugün gelinen noktada, o sis bulutu bizzat devlet iradesiyle dağıtılıyor. Dosyanın "faili meçhul" raflarından indirilip bir "organize cinayet" dosyasına dönüşmesi, devletin kendi içindeki çürümüş odaklarla hesaplaşma kararlılığıdır.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in göreve geldiği andan itibaren bu dosyayı bir namus meselesi haline getirmesi, bürokratik engellerin nasıl aşılabileceğini göstermiştir. Bakan Gürlek'in, "Hiçbir kişi ya da makamın hukukun üstünde olmadığı ilkesi doğrultusunda, ortaya atılan her iddia ciddiyetle ele alınmakta; adli ve idari süreçler eş zamanlı ve etkin şekilde yürütülmektedir" şeklindeki çıkışı, yeni dönemin hukuk manifestosu niteliğindedir. Adalet Bakanlığı bünyesinde bu amaca matuf kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı da konuya verilen önemin bir diğer göstergesidir.
Bir parantez açarak söylemek gerekirse, faili meçhul kadın cinayetlerinden birisi olan bu dosyayı yürüten başsavcının da bir kadın olması, süreci daha da değerlendirmektedir. Dosyayı yeniden açan Başsavcı Ebru Cansu, "Benim için en kritik eşik, Gülistan'ın kullandığı telefon hattının Ankara'da bir ilçede sinyal verdiğinin tespit edilmesi oldu. Bu teknik veri, dosyanın seyrini tamamen değiştirdi" diyerek intihardan cinayete evrilen şüphelerin de kaynağını açıklamıştır.
Bakanlığın yurtdışından getirttiği ileri teknolojik yazılımlar sayesinde "silindi" denilen verilerin geri getirilmesi, suçluların sığındığı teknik zırhı parçalamıştır. Vali Tuncay Sonel'in tutuklanması ise sürecin en sarsıcı halkasıdır. Bir ilin en üst mülki amirinin, delilleri karartma şüphesiyle demir parmaklıklar ardına gönderilmesi, rutin dışına çıkanların artık sığınacakları bir liman kalmadığının kanıtıdır.
Üstelik bakanlık, Vali Sonel dönemine ait diğer şüpheli dosyaları ve ihale süreçlerini de mercek altına alarak bu temizlik harekâtını genişletmektedir. Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir'in "resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek" suçlarından tutuklanması ve dönemin Tunceli Emniyet Müdürü olan ve şu an Yalova Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten Yılmaz Delen'in ifadeye çağrılması da süreç açısından önemli bir gelişmedir.
Gülistan Doku dosyası artık bu dönemin sembol davası hâline gelmiştir. Şimdi sıra, o karanlık gecenin tüm aktörlerinin hukuk önünde hesap vermesinde...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.