NAZLI ILICAK
Pamuk ve Masumiyet Müzesi
Nobel ödüllü bir yazardan, imzalı kitap almak çok sevindirici bir durum. Orhan Pamuk, kitabını yollamasaydı da, mutlaka satın alıp okuyacaktım. Çünkü, bir aşk romanı yazacağını birkaç yıl önce duymuştuk. Acaba sıradan bir aşk romanından farkı olacak mıydı? İlk merakım buydu. Zihnimi kurcalayan bir başka soru da, diğer kitapları kadar okunması zor bir eser mi söz konusuydu?
Daha ilk sayfalarda, bu iki sorunun cevabını buldum.
Pamuk, aşk romanının, -Tayyip Erdoğan'ın tabiriyle-hem de "daniskasını" yazmıştı. Öylesine akıcı bir üslubu vardı ki, elinize aldınız mı, bir türlü bırakamıyordunuz. Hatta kızım Aslı ile büyük sorun yaşadık. Bir o alıyor okuyor; elinden ben kapıyorum, kaldığım yerden devam ediyorum. Bir evde eğer iki kadınsanız, tek roman az; şimdiden haber vereyim.
Aşk romanının daniskasından neyi kastettiğimi açıklayayım: Konunun benzerine Reşat Nuri Güntekin'in ya da Kerime Nadir'in kitaplarında rastlayabilirsiniz. Ama hadiseleri ele alış biçimi, duyguların sergilenişi ve olayların cereyan ettiği sosyokültürel ortamı özenle anlatışı, hikayeyi, basit bir aşk macerasının ötesine taşıyor.
Dudaktan Kalbe dizisini hatırlatan bir aşk üçgeni: Kemal'in, herkesin takdir ettiği güzel bir nişanlısı var: Sibel. Bir de sonradan aşık olduğu daha mütevazı bir ailenin kızı Füsun. Bu aşk üçgeninin nasıl geliştiğini kitaptan takip edeceksiniz elbette. Ben, fikir vermek için, çok kısa bir bölümünü yayınlıyorum.
Kitaptan etkileyici bir bölüm
Kemal ile Sibel'in nişan töreni. Füsun da orada. Herkes Füsun'la dans etmek için kuyruğa girmiş. Kemal sadece Füsun'u düşünüyor; onu başkalarının kolları arasında gördükçe kıskançlıktan ölüyor. Füsun'la bir punduna getirip dans etmeyi başarıyor. Füsun soruyor:
<ı>- Bundan <ı>sonra <ı>ne <ı>olacak <ı>onu <ı>söyle...
<ı>- Yarın <ı>her <ı>zamanki <ı>gibi <ı>(sesim <ı>bir <ı>an <ı>titredi) <ı>saat <ı>ikide, <ı>sen <ı>sınavdan <ı>çıktıktan <ı>sonra, <ı>gene <ı>Merhamet <ı>Apartmanı'nda <ı>buluşalım <ı>mı? <ı>Bundan <ı>sonra <ı>ne <ı>yapacağımı <ı>sana <ı>o <ı>zaman <ı>rahat <ı>rahat <ı>anlatayım.
<ı>- Hayır, <ı>şimdi <ı>söylersen <ı>gelirim.
<ı>Yarın <ı>ikide <ı>bana <ı>geleceğini, <ı>her <ı>zamanki <ı>gibi <ı>sevişeceğimizi <ı>ve <ı>hayatımın <ı>sonuna <ı>kadar <ı>ondan <ı>hiç <ı>ayrılmayacağımı, <ı>harika <ı>omuzlarına, <ı>bal <ı>rengi <ı>kollarına <ı>dokunurken, <ı>dumanlı <ı>kafayla <ı>düşünmek <ı>o <ı>kadar <ı>güzeldi <ı>ki, <ı>o <ı>anda <ı>onun <ı>için <ı>her <ı>şeyi <ı>yapmam <ı>gerektiğini <ı>anladım. <ı>'Aramızda <ı>artık <ı>başka <ı>biri <ı>olmayacak' <ı>dedim...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.