NAZLI ILICAK
Terör üzerinden siyasi rekabet
Bugün artan terörü, iktidarın açılım ya da demokratikleşme politikalarına bağlayanlar, bence tehlikeli sularda yol alıyor. Sadece güvenlik tedbirlerinin kâfi gelmediği görüldüğü için, demokratikleşme adımları atılmadı mı? Eylemler 2004'te yeniden hız kazanmaya başladı. O zaman demokratik açılım mı vardı? Türkiye, AB'den müzakere takvimi aldı o yıl. Demokrasi standardının yükseleceğine dair bir teminat sayılabilirdi bu adım. Fakat Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinin gelişmesi PKK'nın işine gelmiyordu. Nitekim bu ilişkiler sayesinde birçok ülke PKK'dan desteğini çekti; bu örgütün bir terör örgütü olduğu hususu, daha geniş çevrelerde kabul gördü. Aslında PKK eylemleriyle, demokratikleşmenin de önünü kesmeye çalışıyordu o tarihte. Bugün ise hedefte, Öcalan'ın hapisten çıkarılması, dağdakilere af ve siyaset yolunun açılması var. Bir elinde bomba, diğer elinde ulaşılması şimdilik hayal olan hedefler, PKK eylemlerini sürdürüyor.
12 Eylül öncesinde Ecevit- Demirel ve tabii ki kutuplaşan Türkiye'de hepimiz, birbirimizi suçladık. CHP, 1970 öncesi başlayan şiddet eylemlerine çare olarak Demirel Hükümeti'nin yıkılmasını görüyordu. 12 Mart sonrasında Milliyetçi Cephe kuruldu. Ecevit, Milli Selamet-Milliyetçi Hareket ve Adalet Partisi koalisyonunun cepheleşme yarattığını ve şiddet eylemlerinin bu kutuplaşmadan beslendiğini söylüyordu. CHP 1978'de iktidar oldu; şiddet eylemleri yaygınlaştı; 1978'de ölü sayısı 500 civarında kayıpla, bir önceki yılın iki katına ulaştı. Aralık 1978'de gerçekleşen Maraş katliamı sonucunda sıkıyönetim ilan edildi. 1979'un ilk 6 ayında ise teröre verilen kurbanlar, 1978'in tamamında kaybettiklerimizin sayısı kadardı. Terör, bir yandan siyasi partileri yıpratırken, demokrasinin de başını yedi.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.