NAZLI ILICAK
Yeni anayasa arayışı ve vesayet
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın desteğiyle gerçekleşen Abant Platformu'ndan bir yazımda bahsetmiştim. Ama bu hususta daha söyleyeceklerim var. Zira seçim sonrasının en önemli konusu anayasa. Abant'ta, Türkiye'nin askeri ve sivil vesayetten kurtulması gereği üzerinde duruldu. "Vesayet" derken, 1982 Anayasası'yla kurulan 3'lü yapı kastediliyor: Cumhurbaşkanı, Asker ve Yüksek Yargı.
2007'de boşuna 367 krizi çıkarılmadı. "Çankaya ele geçiriliyor" söylemi, kurulu düzenin çökeceği endişesini yansıtıyordu. Çünkü YÖK, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) gibi vesayet kurumlarını şekillendiren, cumhurbaşkanının tercihiydi. HSYK'nın dayandığı kast sistemi sayesinde, vesayet onlarca yıl sürebildi. (Yüksek Yargı, kendi üyeleri arasından HSYK'ya aday gösteriyor, cumhurbaşkanı seçiyordu. HSYK üyeleri ise, Yüksek Yargı'ya atanacak isimleri belirliyordu.) Cumhurbaşkanı'nın farklı bir kimlik taşıması, 12 Eylül'de kurulan yapının ağır bir yara alması demekti. Toplantıda, Prof. Serap Yazıcı konuyu aydınlatan bilgiler verdi:
Zaten, cumhurbaşkanını halk seçiyor, böylece demokratik meşruiyet sağlanıyor; dayatmaların önü kesildi. 1960'tan beri, cumhurbaşkanı seçiminde ortaya çıkan krizleri artık görmeyeceğiz.
12 Eylül 2010 anayasa referandumuyla birlikte, özellikle HSYK'nın yapısı değişti. Alt mahkemelerin yargıç ve savcıları, HSYK'ya 10 kişi seçiyor. Fakat Yüksek Kurul'a üye seçiminde tamamen devre dışı bırakılan parlamento, Anayasa Mahkemesi'nin de sadece 3 üyesini belirleyebiliyor.
Prof. Serap Yazıcı, hem Anayasa Mahkemesi'ne, hem de HSYK'ya üye seçiminde, TBMM'nin daha etkili bir konumda olması gerektiğini belirtiyor. Ama bu noktada, uzlaşmayı sağlayacak "nitelikli çoğunluk" üzerinde duruyor.
Prof. Yazıcı'ya göre, kapatma davasını açma yetkisi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın elinden alınmalı ve halka hesap verecek bir kuruma devredilmeli. Meselâ TBMM İnsan Hakları ve Adalet Komisyonlarının müşterek toplantısında verilecek bir karar ile Yargıtay Başsavcısı harekete geçirilmeli. Kapatma işlemi başlamadan önce, mutlaka siyasi partiler uyarılmalı. Zira, demokratik sistem için, asıl olan siyasi partilerdir. Kapatma istisna sayılmalı; müphem, muğlak sebeplerle partilerin kapısına kilit vurulmamalı.
Birbirini takip eden toplantılarda, yeni anayasanın genel çizgileri ve ne yapılması gerektiği tespit ediliyor. Abant toplantısının özeti, bence şu: Vesayet kalkmalı, milletin iradesi, vesayetçi kurumlara nüfuz ederek, bu kurumları şekillendirmeli.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.