NAZLI ILICAK

11 Ekim 2011, Salı

Karayılan'ın mektubu

Murat Karayılan'ın Ahmet Altan'a gönderdiği uzun mektup, Taraf gazetesinde yayınlandı. (8 Ekim 2011) Bu sayede, madalyonun diğer yüzünü daha yakından görme fırsatına kavuştuk: 1) MİT-PKK görüşmesinde, müzakere heyetine uygun gelen bir öneriler paketi ortaya çıktı. Buna "Protokol" de diyebiliriz. İçinde, özerklik, ana dilde eğitim, Öcalan'ın ve dağdakilerin durumu da vardı. 2) Muhalefetin iddia ettiğinin aksine, böyle bir Protokol imzalanmadı; hükümet cevapsız bıraktı. Zaten bu yüzden şiddet tırmandı. 3) Ateşkese rağmen, 2011 yılı boyunca devletin operasyonları sonucunda 49 terörist Türkiye'nin sınırları dahilinde öldürüldü. Karayılan, bu kişilerin hiçbir "askeri faaliyet" içinde bulunmazken saldırıya uğradığını söylüyor. 14 Temmuz'da gerçekleşen Silvan'ı da aynı çerçevede görüyor. Ama Silvan'da, "sadece gerilla değil, askerler de hayatını kaybetti" diyor. 4) Gene Karayılan'a göre, hükümet, MİT'in PKK'yla masaya oturması riskini seçim kazanmak için göze aldı. 2009 yerel seçimlerinden, 2010'daki 12 Eylül referandumundan ve 12 Haziran 2011 genel seçimlerinden önce bu şekilde çatışmazlık hali sağlandı. "Başbakanın perspektifinde, Kürt sorununu köklü çözme değil, bazı iyileştirmelerle Kürtleri kendi partisine kazanmak düşüncesi var." 5) KCK bir örgüt değil, bir sistem. Eğer özerklik kabul edilirse, sistemin nasıl kurulması gerektiğini izah eden belgeler ve bir sözleşme mevcut. Karayılan, "uygulamaya girmeyen bir sözleşmeden dolayı insanların yargılandığını, ayrıca, operasyonda mağdur edilen şahısların belki bu belgelerden haberi bile olmadığını" ileri sürüyor. Ona göre, KCK, geleceğe dönük tasarlanan bir sistem. Buradan hareket ederek, "Siz bunları yapıyorsunuz" deniliyor ve insanlar tutuklanıyor. 6) "Gülen Cemaati ve AKP, Kürt legal siyasetini zayıflatarak, onları teslim almak için ortaklaşa hareket ediyor ve tutuklananların KCK'lı olduğu yalanını savunuyorlar." Tabii bu da Karayılan'ın görüşü.

***
Karayılan, yeniden masaya oturulmasını talep ediyor. "Birkaç PKK var, Öcalan'ın sözü dinlenmiyor" iddialarını reddediyor. Aksine, "Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgür hareket etme koşulları yaratılsın" çağrısını yapıyor. Bu şart yerine gelirse, çözüm yoluna girileceğini açıklıyor.
Görüldüğü gibi madalyonun diğer yüzünde yorumlar oldukça farklı. "Kim, ne kadar doğru konuşuyor?" sorusuna cevap aramadan, vicdani kanaatimi söyleyeyim: Seçimlere daha 4 yıl var. Kürt ya da Türk, büyük çoğunluk barış istiyor. Güvenlik tedbirleriyle bu ayaklanma bastırılamaz. Çünkü, bölgede, PKK/KCK/BDP'nin arkasında, güçlü bir halk desteği var. Öcalan'ın tecrit edilmesi ya da KCK operasyonları, sadece, barış ihtimalini engeller. Ama, seçimlere kadar atılacak adımlarla PKK'nın tamamen silâh bırakması sağlanırsa, Erdoğan tarihte çok farklı bir yere sahip olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.