NAZLI ILICAK
27 Mayıs ve basın
27 Mayıs, Türk siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktasını teşkil ediyor. Askeri vesayet, bu darbeyle başladı ve giderek güçlendi. Türk basını, 27 Mayıs'tan elde ettiği tecrübeyle, siyasete karışan askeri "kurtarıcı" gibi görme alışkanlığını edindi. 27 Mayıs öncesi, İsmet İnönü'nün damadı Metin Toker'in çıkardığı Akis dergisi, askerler arasında çok okunuyordu. "27 Mayıs Yargılanıyor" isimli kitabımda (Doğan Kitap), 27 Mayıs darbesini yapan Orhan Erkanlı'yla bir mülâkatım da var. Orada Erkanlı şöyle diyor: "O zamanlar Akis dergisi çıkardı. Dergi deyip bazıları geçer. Biz bu Akis dergisini hep okurduk. Biz derken yalnız bizim örgüt değil, orduda da çok okunurdu. Derginin kendisine mahsus bir usulü vardı. Meselâ rahmetli Polatkan'la, Fatin Rüştü Zorlu'nun asılma sebebinin başlıcası Akis'in bu neşriyatıdır. Çünkü o kadar bunların aleyhinde yazmıştır ki, biz daha işe başlarken, onları mahkûm etmiştik kafamızda."
Günümüze geldiğimizde... Artık darbe yapanlar yargılanıyor; onların medya mensuplarıyla ilişkileri de birer birer ortaya çıkıyor. En azından gazetelerde yayınlanan bazı haberlerin nasıl kara propaganda sitelerinde, siyasi istikrarsızlık yaratmak, iktidarı yıpratmak amacıyla kullanıldığı anlaşılıyor. Zaten her darbenin bir psikolojik harekât boyutu var.
Unutmayalım ki, beğenmedikleri iktidar karşısında askeri göreve çağıranlar ya da askeri müdahaleleri alkışlayanlar, aslında, başta Akis olmak üzere bazı basın kuruluşlarının ve üniversite üyelerinin yerleştirdiği "işbirlikçi anlayışın" takipçileri ya da kurbanlarıdır.
"Türk ordusu vazife başında" diyor. Bu anlayış, askeri vesayetin bugünlere kadar sürmesine yol açtı.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.