HASAN BÜLENT KAHRAMAN
Hatırlayın, daha kolay unutursunuz
Bugünlerde önemli Batı şehirlerinin herhangi birinde herhangi bir kitapçıya Türkiye'den gidenler, rafların, yeni çıkmış kitapların sergilendiği masaların 1914'te başlayan 1. Dünya Savaşı'nı irdeleyen yapıtlarla dolu olduğunu görerek epey şaşıracaktır. Biz, sanki hiç böyle bir tarih yaşanmamış gibi büyük bir aldırmazlık, kayıtsızlık içinde davranıyoruz ama dışarıda insanlar o tarihin tiftiğini atıyor.
Oysa bu fırsatı çok iyi değerlendirip, o büyük savaşla birlikte ortadan kalkan Osmanlı İmparatorluğunun son dönemini enine boyuna ele alabilirdik. Gerçekten de şaşırtıcı bir tarihtir bu. 1908-18 arası bizim gerçek "gizli tarihimiz"dir. Hâlâ ne olduğunu yeteri kadar bilmediğimiz İttihat ve Terakki'nin elinde, bu on yılda bir imparatorluk tasfiye olmuştur. Bunu hazırlayan koşullar nelerdi sorusu hâlâ ağırlığını koruyor.
1915 Ermeni katliamı bu düşüncenin ışığında biçimlendi. Soykırımdır, değildir tartışmasına hukuki planda girmenin daha fazla anlamı yok. Yapılanlar, en çok ihtiyaç duyulan vicdan merceğiyle bakıldığında elbette bir tür soykırımdı. Ama oraya takılmak ve öyleydi- değildi diye tartışmak neyi değiştirir? Ben soykırım sözcüğünü kullanmam ve isteniyorsa devletin resmi rakamlarını kabul ederim. Diyelim ki, 1 milyon değil de şu kadar insan öldürülmüş, sürülmüş, zorla Müslümanlaştırılmış olsun. Bu, üstünde durulması gereken, yüzleşilmesi gereken başlı başına ve yeterince ağır bir gerçek değil midir?
23 Nisan "taziye" açıklaması bu bakımlardan önemli. Muhafazakâr, dolayısıyla geleneksel manasında milliyetçi bir toplum paydasına dayanarak siyaset yapan bir iktidarın gene o kitlenin karşısına böyle bir açıklamayla çıkması bu konuda bugüne kadar gelmiş algıyı baştan ayağa değiştirmeyi öngören bir adımdır. Daha da somutlaştırayım: bu hamle sadece Ermeni konusunu çözmek bakımından işlevsel olmakla kalmayacak, Türkiye'de yaşayan sıradan insanın bilinç yapısını, kendisini, devleti ve toplumu kavrayışını da değiştirecektir.
Yeni bir tarih ve gerçek anlayışına intikal ediliyor böylece. Haydi onu da yazayım: Vicocu bir tarih yaklaşımı denebilir mi buna, emin değilim, ama izleri, kökleri orada bulunan ve geçmişi kurcalamadan onu yeniden kurmayı, baştan almayı öngören bir yaklaşım, hiç değilse, umarım bu girişimden doğar.
Bir kere doğru ve dürüst biçimde hatırlarsanız unutmak çok daha kolay olur, unutmayın!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.