KEREM ALKİN

15 Nisan 2026, Çarşamba

ABD’nin ticaret açığının suçu dolar mı?

Küresel ekonomi çevrelerinde takip edilen akademik ve entelektüel tartışmalarda, sıkça karşımıza çıkan bir tez, ABD'nin kronikleşen dış ticaret açığının temel sorumlusunun doların rezerv para statüsü olduğu iddiasıdır. Bu görüşe göre, ABD Doları'nın küresel talep nedeniyle 'aşırı değerli' olması, ABD'nin ihracatını pahalılaştırmakta ve ithalatı ucuzlatarak açığı büyütmektedir. Ancak bu argüman, ilk bakışta cazip görünse de, iktisadi temeller açısından oldukça tartışmalıdır. Nitekim Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası başta olmak üzere birçok kurumun analizleri, bu tezin defalarca çürütülmüş bir 'zombi tez' olarak varlığını sürdürdüğünü ortaya koymaktadır.
Öncelikle, rezerv para statüsünün etkisinin abartıldığını hatırlatmakta yarar var. Bununla birlikte, bu tür argümanları Çin de zaman zaman ciddiye alıyor ki, kendi parası Yuan'ın rezerv para olması noktasında bir türlü kendisini hazır hissetmiyor. Dolar'ın güçlü olması tek başına dış ticaret açığını açıklamaz. Zira kur düzeyi ile ticaret dengesi arasındaki ilişki, sanıldığı kadar mekanik değildir. ABD'nin ticaret açığı, yalnızca fiyat rekabetine değil, üretim yapısına, tasarruf oranlarına ve küresel değer zincirlerindeki konumuna da bağlıdır. Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü gibi düşünce kuruluşları da, bu noktaya dikkat çekerek, dış açıkların temelinde makroekonomik dengesizliklerin yattığını vurgulamakta.
Asıl belirleyici unsur, ABD'nin uzun yıllara yayılan sanayisizleşme tercihidir. 1980'lerden itibaren hızlanan bu süreçte, emek yoğun ve orta teknoloji üretim başta olmak üzere geniş bir sanayi tabanı küresel ölçekte dışarıya taşındı. Brookings Institution ve National Bureau of Economic Research analizleri, ABD'nin üretim kapasitesindeki bu erozyonun, ithalata bağımlılığı yapısal hale getirdiğini ortaya koymakta. Bu durum, bize 2006 ile 2009 arası Türkiye'nin de içinden geçtiği bir süreci anımsatıyor.
ABD, bu tercihini finanse edebilme ayrıcalığına ise doların rezerv para olma özelliği sayesinde sahip. Küresel yatırımcıların ABD varlıklarına duyduğu güven, ülkeye sürekli sermaye girişini mümkün kılmakta; bu da dış ticaret açığının sürdürülebilirliğini uzun süre garanti altına almak anlamına geliyor. Ancak bu durum, açığın nedeni değil, sonucu. Başka bir ifadeyle dolar, açığın kaynağı değil, finansman aracı konumunda.
Rakamlar da bu yapısal dönüşümü net biçimde ortaya koymakta. 1990'ların ortasına kadar 100 milyar dolar seviyesini aşmayan dış ticaret açığı, 2000'li yıllarla birlikte hızla büyüdü; ve, 2003'te 500 milyar doları, 2006'da 750 milyar doları ve 2022'de ise 1 trilyon doları geçti. Benzer şekilde federal bütçe açığı da son yıllarda trilyon dolar seviyesinin üzerine yerleşmiş durumda. Ayrıca, bu 'çifte açık' olgusu, artık yalnızca ekonomik değil, jeopolitik bir mesele haline de dönüşüyor.
Kongre Bütçe Ofisi ve Dış İlişkiler Konseyi gibi kurumlar, ABD'nin artan borçluluğuna ve mali sürdürülebilirliğine ilişkin risklere dikkat çekmekler. Küresel faiz oranlarının yükseldiği, jeopolitik rekabetin sertleştiği bir ortamda, bu açıkların finansmanı geçmişe kıyasla çok daha maliyetli hale gelmekte. Bu nedenle, ABD'nin dış ticaret açığını doların rezerv para statüsüne indirgemek, karmaşık bir ekonomik gerçeği anlamsızca basitleştirme çabasından öteye gitmemekte.
Çünkü, asıl mesele, üretim kapasitesinin aşınması, düşük tasarruf oranları ve Washington'daki elitist siyasetçi ve bürokratların ABD için dünya ekonomisinde tercih ettikleri küresel rol. Bugün Washington'un önceliği, güçlü dolar tartışmasından ziyade, kontrol algısını zedeleyen çifte açıkların yönetilebilirliğini sağlamak.
Bu nedenle tartışmayı doğru zemine oturtmak gerekiyor; sorun dolar değil, tartışmalı tercihler. Ve bu tercihler, artık sadece ekonomik değil, stratejik ve jeopolitik sonuçlar da üretmekte.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.