MELİH ALTINOK

03 Temmuz 2026, Cuma

Son imparator

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Yarın 250. kuruluş yıldönümünü kutlayacak olan ABD, İkinci Dünya Savaşı sonrası Birleşik Krallık'ı tahtından indirip dünyanın imparatoru oldu.
Anlayacağınız, son başkanlarının kendisine esprili bir şekilde "kral" demesi de İngiltere Kralı'nın ABD ziyaretinde "demokrasi" vurgusu yapması da boşuna değil.
Demokratlar ve küreselcilerin kontrolündeki ABD ile İngiliz basını da, 250 yılı, monarşiye karşı isyanla başlayan "Amerikan deneyinin" Trump'la birlikte kontrolden çıktığı teması üzerinden okuyor. Bir anlamda Trump'ı Amerika'nın antitezi olarak gösteriyorlar.
Örneğin, gücünü önceki başkanların denemeye cesaret ettiğinden daha fazla zorlayan Trump, çevresini kendisini alenen öven kabine üyeleriyle donatmış.
En büyük ABD şirketlerinden bazılarına kendi emirlerini yerine getirmeleri için baskı yapıyormuş.
Kısa süre önce bir görüşmeciye "Gücümün sınırı yoktur" bile demiş.
İran'da operasyon başlatmadan önce Kongre'den izin almamış, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu ele geçirmek için düzenlediği askeri operasyonu sır gibi saklamış.
Trump karşıtı eylemlerde "Kral Yok", "Monarşi Değil Demokrasi", "Bir Anayasamız Var, Kral Değil" sloganları atan Amerikalılar belli ki tarihlerini unutmuşlar.
İstihbarat ve kabinesinin "Japonları nükleer bomba denemesine çağırıp teslim olmaya zorlayabiliriz" yönündeki resmi görüşlerini elinin tersiyle itip, savaş bittiği hâlde ibret olsun diye Hiroşima ve Nagasaki'de çoluk çocuk yüz binleri öldürme kararı veren başkanlarını hatırlamıyorlar mı?
Peki Vietnam'da, Irak'ta, Afganistan'da, Suriye'de, Ukrayna'da milyonlarca insanın ölüm emrini veren, onlarca ülkede darbe yaptıran, iç savaş çıkartan, suikastlar düzenleten güler yüzlü, nazik yöneticilerini?
Sadece ABD dış politikasından bahsetmiyorum. Yeryüzünün en büyük polis devleti olan ABD'de, Trump öncesinde kurumsallaşmış bir demokrasi, ifade ve basın özgürlüğü, hukuk olduğunu söylemek için kör olmak lazım.
Evet, belki herkese küfretmek serbest ama siyahilerin ülke nüfusunun yüzde 13'ünü, cezaevi popülasyonunun ise yüzde 40'ını oluşturduğu bir atmosfer hâkim ABD'ye. İfade özgürlüğünün sınırı da Julian Assange'lar, Snowden'lar. Hukuk mu? Suriye'nin çanına ot tıkayan Başkan Obama, Guantanamo'da üstüne beton dökeli çok oluyor.
Son 80 yılda işbaşına gelen ABD başkanlarının neden oldukları yıkımlar düşünüldüğünde Trump belki de en "masum" kralları.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.