MELİH ALTINOK

20 Temmuz 2026, Pazartesi

ABD de İran da “devam” diyor

Your browser doesn’t support HTML5 audio

ABD-İran çatışması, Haziran mutabakatının enkazı üzerinde hızlanıyor. 17 Temmuz'da Ürdün'deki İran saldırısında iki Amerikan askeri öldü, biri kayıp; toplam kayıp 16'ya çıktı. Washington misilleme olarak İran'ın güneyinde köprüleri, elektrik santrallerini, su arıtma tesislerini ve lojistik altyapıyı vurdu.
Savaş artık "temiz askeri hedef" safhasını geçti; altyapı vuruşları sivil hayatı da etkiliyor.
İran ise Körfez'deki ABD üslerini (Kuveyt, Bahreyn, Ürdün) dövdü, Hürmüz'de gemilere musallat olmaya devam ediyor.
Trump, bu tırmanışta hem stratejik hem siyasi hesap yapıyor. 2026 ara seçimleri öncesi kamuoyuna "güçlü lider" imajı sunmak, "zafer" diye pazarlanabilecek bir sonuç arıyor.
Ama İran Venezuela değil. Coğrafyası, nüfusu, vekil ağı ve nükleer eşiğiyle çok daha dirençli. Trump'ın "ateşkes bitti, gerekirse ezeriz" resti, İran'ın Hürmüz'ü kontrol etme çabalarına cevap olsa da kalıcı çözüm getirmiyor.
Üstelik Tahran'da da işler karmaşık. Reformist Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Arakçi gibi aktörler müzakere masasında eli güçlü tutmaya çalışıyor ama rejim içindeki radikaller onları da hedef alıyor. Devrim Muhafızları'nın sert kanadı, her uzlaşmayı "teslimiyet" diye yaftalıyor. Sürekli düşük yoğunluklu savaş hali, paradoksal şekilde onların da işine geliyor. Ekonomik sıkıntıları dış düşmana bağlayıp iç muhalefeti bastırıyor, bütçeyi orduya akıtıyor, rejimin ideolojik meşruiyetini tazeliyor.
Kısacası dün iki muhalifin idam edildiği İran'da Radikaller için barış, güç kaybı demek.
ABD Başkan yardımcısı Vance'in İsrail eleştirisi de bu tabloyu tamamlıyor. Vance İsrail'in barış görüşmelerini sabote ettiğini ima eden açıklamalar yaptı. Hatta "İsrail'in sorunu Trump değil" dedi ve "öldürerek her sorunu çözemezsiniz" uyarısında bile bulundu. İsrail'in Lübnan operasyonlarının İran'la anlaşmayı tehlikeye attığını savundu.
Vance diplomasiyi tercih ediyor gibi görünüyor ancak Başkan Trump'ın sahada vur-kaç politikası ağır basıyor. Sonuçta Her iki taraf da savaş halinden siyasi rant devşiriyor. İran radikalleri iç konsolidasyon, Trump da seçim öncesi "güç gösterisi" için.
Gerçekçi bakınca ne Trump'ın hızlı zaferi var ne de İran'ın topyekûn çöküşü. Boğaz trafiği aksıyor, petrol fiyatları yükseliyor, bölge ülkeleri sıkışıyor. Taraflar birbirini yıpratırken, asıl kaybeden istikrar ve ekonomi oluyor. Uzun vadede ne diplomasi ne de bombalar tek başına çözecek. Her ikisi de birbirini besleyen bir döngüye hapsolmuş durumda. Bu oyun, kolay bitmeyecek; uzadıkça da oyundan çıkmak zorlaşacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.