MELİH ALTINOK
Putin daha ne kadar direnebilir?
Kafaya koymuşlar; bir şekilde Putin'e hata yaptırtıp Rusya'yı NATO'ya karşı savaşa sokacaklar.
Putin soğukkanlı bir lider. Ancak Ukrayna'da olduğu gibi, harekete geçmesi için provokasyonlar yeterli olabiliyor.
Kabul etmek lazım, İngiltere'nin başını çektiği NATO'nun Avrupa kanadı Ukrayna'da istediğini aldı. Olan, Batı'ya entegrasyon ve refah vaadiyle hayatları kaydırılan Ukraynalılara ve Ruslara oldu.
Buna rağmen plan tıkır tıkır işliyor.
Neredeyse İkinci Dünya Savaşı kadar süren bu savaşta Rusya'yı vekil güç üzerinden yıpratıyorlar. Moskova'dan Kamçatka'ya kadar Rusya'daki hava üslerini, rafinerileri ve dron parçası üreten tesisleri birer birer vuruyorlar.
Rusya ise İngiltere'yi ve Avrupa'yı üzerinden vuracağı, Ukrayna benzeri bir vekil güce sahip değil. Batı ittifakına cevabını bu yüzden ancak Ukrayna toprakları üzerindeki saldırılarla verebiliyor.
Avrupa basınında çıkan, Almanya ve İngiltere havalimanlarında görülen şüpheli dronları ya da elektrik kesintilerini Rusya'nın bir karşı taarruzu saymak için saf olmak gerekir.
BBC'nin "Savaşa hazır mıyız?" başlıklı analizleri, İngiltere Genelkurmay Başkanı'nın "35 yıllık askerim, böyle tehdit görmedim" çıkışları ve Danimarka'dan gelen "Savaş yakın, belki yarından da yakın" açıklamaları, savaşa sabırsızlanan tarafı açıkça gösteriyor.
NATO'nun Avrupa kanadında askeri harcamaların misliyle artması ve halkları seferberlik psikolojisine sokmak için yürütülen propaganda da kaynama noktasına çok yaklaştığımızın işaretleri.
Rubicon geçildi.
Dolayısıyla artık Avrupa ile Rusya arasındaki olası bir savaşın sebepleri üzerinde kafa yormanın pek bir anlamı kalmadı.
Pazartesi akşamı Sebep Sonuç'ta Doç. Dr. Cüneyt Küsmez'in yaptığı tespit, gelinen aşamanın kaçınılmaz sonucu hakkında net bir fikir veriyor:
"Tüm Avrupa savunma harcamalarını artırıyor, anayasalarını ve askeri yükümlülüklerini değiştiriyor. Savaşın çıkma ihtimalini en yüksek seviyeye taşıyan sebep hazırlıktır."
Evet, hazırlanırsanız savaşırsınız. Hazırlanan taraf da tartışmasız ortada.
Kremlin, NATO'yla açık bir savaşa girmemek için direniyor. Bu tavrı barışçı oldukları için sergilediklerini söylemiyorum elbette; koşulları ve gerçekleri görüyorlar.
Son tahlilde çaresiz de değiller. Dünyanın en büyük nükleer gücünden bahsediyoruz. Ama böylesi bir topyekûn çatışmada kazananın olmayacağının da farkındalar.
Trump, Ukrayna savaşında İngiltere ve Avrupa ile senkronize hareket etmeyerek Demokratların aksine ABD'yi sürecin dışında tutuyor ve Putin'le diyaloğu sürdürüyor.
Kasım seçimlerinde topal ördeğe dönmesi ve sonrasında iktidarı Demokratlara bırakması hâlinde ise Rusya'nın tarafı olduğu bir dünya savaşı önündeki son engel de kalkmış olur.
Umarım Trump sonrası iktidar J.D. Vance liderliğindeki Cumhuriyetçilerde kalır.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.