MELİH ALTINOK

24 Ekim 2026, Cumartesi

Üçüncü taraf Libya Anlaşması’nı bozamaz

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasının Temsilciler Meclisi tarafından da onaylanması üzerine çarşı karıştı.
Güney Kıbrıs üzerinden İsrail'le birlikte Doğu Akdeniz'e çökme planları yapan Yunanistan'ın itirazları malum.
Doğalgaz ve petrol ihtiyacını bu bölgede keşfedilen kaynaklar üzerinden karşılama ve Rusya'ya bağımlılığı azaltma hedefi güden Avrupa devletlerinin kınamaları da beklenmedik değil.
Dünkü yazıda üzerinde durduğumuz üzere bu denklemde tek değişiklik Trump Amerikası'nın tavrı oldu. Demokrat iktidar, 2019 yılında Libya anlaşmasını provokatif olarak değerlendirip kınamış, Yunanistan'ın safında yer almıştı. Bu kez ABD Dışişleri, İsrail'in de kınadığı anlaşmayla ilgili Türkiye'yi de gözeten bir açıklama yaptı.
Kahire, 2020'de Yunanistan ile imzaladığı kendi deniz yetki alanları anlaşmasını bu mutabakatın karşısına koydu. Uluslararası deniz hukuku ilkelerine ve 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin (UNCLOS) MEB ile kıta sahanlığı sınırlandırmasına ilişkin hükümlerine aykırı olduğunu savundu.
Öncelikle, Türkiye UNCLOS'a taraf değil. Dolayısıyla sözleşme maddeleri Türkiye'yi doğrudan bağlamaz.
İkincisi, Uluslararası Adalet Divanı ve tahkim kararlarında adaların otomatik olarak tam MEB/kıta sahanlığı üretmediği kabul edilmiştir.
Üçüncüsü ve önemlisi, uluslararası hukuktaki "üçüncü taraf anlaşmayı bozamaz" temel ilkesi...
Roma hukukunda "pacta tertiis nec nocent nec prosunt" diye tarif edilen bu temel ilke, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 34. maddesinde şöyle kanunlaştırıldı:
Bir anlaşma yalnızca tarafları bağlar. Üçüncü devletler, iki ülke arasında yapılan bir anlaşmayı tek taraflı olarak "bozamaz", "hükümsüz ilan edemez" veya hukuki geçerliliğini ortadan kaldıramaz. Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, ilgili kıyı devletlerinin egemen hakları kapsamındadır.
Uluslararası hukuk tarihinden bu maddeye dayanan pek çok somut örnek bulmak mümkün. Uluslararası Adalet Divanı'nın "Bir antlaşma yalnızca tarafları arasında hukuk yaratır; şüphe halinde üçüncü devletler lehine hak doğurduğu varsayılamaz" kararı gibi.
Konumuz Mısır olduğu için, 1979'da Kahire ile Tel Aviv arasında imzalanan ve Arap dünyasının büyük tepkisini çeken barış anlaşmasını hatırlayabiliriz.
Gelişme üzerine Arap Birliği, Mısır'ın üyeliğini askıya aldı, birçok Arap ülkesi diplomatik ilişkileri kesti ve antlaşmayı "geçersiz" ilan etti. Ancak hiçbir üçüncü taraf bu antlaşmayı hukuken geçersiz kılamadı. Antlaşma Mısır ile İsrail arasında yürürlükte kaldı ve hâlâ geçerli.
Doğu Akdeniz'de açıkça bir Hıristiyan- Yahudi ittifakı oluşmuşken, Mısır'ın Türkiye ile işbirliğine öncelik tanıması Riyad'ın İslam dünyasındaki liderlik iddiasını güçlendirir.
Türkiye ile Mısır'ın yanı sıra, Akdeniz'in ve bölgemizin tüm mazlum halkları kazanır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.