OKAN MÜDERRİSOĞLU
Tek-el'den sorular
Hâlâ aynı görüşteyim. Tekel işçilerinin organize olabileceği, sosyal sorun kimliğinden siyasi soruna dönüşebileceği yeterince öngörülemedi. En önemlisi, Tekel işçilerinin talep ve beklentileri ile Hükümet'in sunduğu imkânlar da son ana kadar anlatılamadı. Kamuoyu hemen her konuda olduğu gibi bölündü. Olayın özü bir kenara bırakıldı. İdeolojik kamplar kuruldu. Tekel işçilerinin şahsında Hükümet'e karşı memnuniyetsizliğin cephe harekâtı başlatıldı. İktidarın şu veya bu alandaki uygulamasını beğenmemek ayrı bir şeydir, Tekel işçilerinin gerçeklerini bilmeden müzmin muhalif olmak ayrı bir şey.
Duygusallıktan arındırıp, siyasi alandan rasyonel alana doğru çektiğimizde Tekel özelleştirmesi ve işçilerin akıbeti konusunda cevap verebileceğimiz çok soru var... Örneğin;
Tekel'le ilgili daha çok soru sormak ve yanıt vermek mümkün. Bunun iktidarla, o veya bu parti ile ilgisi de yok. Ama görünen gerçekler var.
Sendikacıların, "Nasılsa Hükümet'i ikna ederiz" diyen başlayan, 4c şartlarında iyileştirmeye razı oldukları profil, bir anda toplumsal muhalefet odakları ile birleşince bambaşka hal aldı. Polisin, "İllegal unsurlar aralarına sızacak, önlenemeyecek olaylar başlayacaktı" varsayımıyla orantısız güç kullanımı mağdur işçi, mazlum işçi portresi çizdirdi.
Soğukta ekmek kavgası veren işçilerin direnişi, yürek taşıyan herkeste vicdan terazisi kurulmasını sağladı. Empati yapıldıkça, sempati arttı. Farklı bakanlar, farklı söylemlerle nötr kitleleri, manen işçilerin yanına taşıdı. Arka plan hep ıskalandı.
Ve Başbakan Tayyip Erdoğan. Aslında zor bir seçimle karşı karşıya bırakıldı. "İşçinin hakkını alnının teri kurumadan ödeyen" kültürel ortamda yetiştiği için "garibanları" görmezden gelemedi.
Lakin "garibanizmin masumiyet perdesi" nin gerisinden talep edilen mali ve soysal hakların faturası ile iktidar karşıtlarının usta planlarını görünce siyaseten riskli ama net bir duruş sergiledi. Gelinen noktada;
Eğer özelleştirme devam edecekse işçiler hep tartışma konusu olacak.
Kamuda garantili iş anlayışı değişmedikçe işçiler hep siyasi malzeme yapılacak.
Ekonomik koşullar, "Ne iş olursa yaparım abi" diyenleri meslek sahibi insanlara dönüştürüp çalışma hayatına taşımadıkça tepkisel oylar artacak!
Ülkeyi yöneten kadrolar, "Yakınlarınıza kadro açıldı da birkaç bin işçi mi devlete çok geldi?" sorusuna daha çok muhatap kalacak!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.