OKAN MÜDERRİSOĞLU
Türkiye üzerine oyunlar
Yaşanan olayların tesadüf eseri olduğunu düşünmek artık imkansız. Adeta bir zincirin halkaları gibi bağlantılı hem iç hem de dış ayakları sağlamlaştırılan bir kurgu ile karşı karşıyayız. Üstelik, bu stratejinin günlük siyaset üstü olduğu ve Türkiye'nin geleceğini hedef aldığı da açık. Kapsamda neler yok ki...
Türkiye'nin, çok yönlü muhalif odakla ve eş zamanlı riskli problemle baş başa bırakılması önemli bir dönüm noktasında olduğumuza işaret ediyor. Sanırım, düğmeye CHP ile basıldı. Ana muhalefet partisinin popüler liderlikle desteklenen, revize edilen eski projelerle pazarlanan şu anki imajı, sokağın nabzını tutmaya yönelik hamleydi. Ve büyük ölçüde mesafe alındı.
İkinci aşamada, MHP'ye de operasyon yapılması ihtimal dahilindeydi. Lakin, genel başkan ve söylem değişiminin kolay olmadığı milliyetçi kanat için klasik model tercih edildi. Anayasa sürecinde oy grafiğindeki yükselişi duraksayan, ilginin CHP'ye kayması nedeni ile bir ara gündemden düşen MHP'nin, yeniden tırmanma eğilimi gösteren terör eylemleri üzerinden zinde güç olarak yedeklenmesi yoluna gidildi. Devlet Bahçeli ve ekibinin, merkez parti olma, Türkiye'yi kucaklama iddiası sakatlanarak, dar alana sıkıştırılması öngörüldü. Mevcut ortamın, MHP ile aynı anda BDP'yi de seçmen nezdinde canlı tutmasına dönük senaryo bir kez daha sahneye konuldu. Tabii güvenlik kaygısının pekiştiği anlarda askerin sistem üzerindeki özgül ağırlığını daha çok hissettirdiği gerçeği de göz ardı edilmedi.
Hükümet'e, sahiplenmek dışında seçenek bırakmayan Gazze Konvoyu ise Türkiye'yi, İsrail'le zamansız gerilimin içine sürükledi. İç siyasette rakipsiz gibi görünen Tayyip Erdoğan'ın karşısına, CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu'nun alternatif olarak çıkarılması, bu arada MHP'nin ihmal edilmemesi nasıl ince zeka ürünü ise dış siyasette de "One minute" sloganı küresel vicdanın sesi olan Tayyip Erdoğan karizmasının, pervasız İsrail saldırısıyla hedef alınması da o ölçüde derin zeka ürünü. Kaldı ki at gözlüğü ile bakılmazsa meselenin özünün Erdoğan veya AK Parti olmadığı da anlaşılmaktadır. Mesele, bugünkü kurumsal duruşla şekillenen yeni Türkiye'de görünümün bozulmak istenmesidir. Bir bakıma Erdoğan'ın imajının aşındırılması sayesinde Türkiye'nin oldukça karmaşık sorunlar yumağı ile boğuşması sağlanabilecek, hızı yavaşlatılabilecektir. Bu nedenle, Erdoğan'ı sahiplenme veya eleştirme ikileminden ziyade, arka plandaki büyük oyuna da bakmak gerekmektedir.
Bundan sonrasına ilişkin öngörülere gelince...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.