OKAN MÜDERRİSOĞLU
Kuklaya değil, kuklacıya bakma zamanı!
Gün, güvenlik endişesi yaratmak isteyenlere karşı meydan okuma günü...
Hayatı durdurma, insanları tedirgin etme, piyasaları kilitleme oyununu bozma günü...
Acı o kadar büyük ki...
Kelimeler kifayetsiz!
Ama yeni ve belki de daha zorlu sınamalara karşı milletçe dirençli olmalıyız.
Bu coğrafyada yaşamanın bedeli ağır.
Her şeye rağmen çaresi de var...
İstanbul'un da Ankara'nın da güvenliği, Musul'dan, El Bab'dan, Sincar'dan geçiyor.
Yani... Terör tehdidi nerede ise Türkiye'nin güvenlik sınırları orada başlıyor.
Yeni güvenlik konsepti, teröre karşı savunmada değil, atakta olmayı zorunlu kılıyor.
Kuzey Irak veya Kuzey Suriye... Tehdidin anlık bertaraf edilmesi Türk halkı için mutlak güvenlik üretmiyor. İşte bu yüzden kalıcı barış ve otorite sağlanıncaya kadar Türkiye'nin kendi güvenliğini sürdürülebilir kılmak adına o bölgelerde daha uzun vadeli bakış açısıyla bulunması gerekiyor.
Türkiye, kale gibi ayakta duruyor.
ABD, Suriye'de PKK'lı teröristlere söz verdiği "Akdeniz'e uzanan koridor" planını, ağır silahlarla açıktan desteklemeye başlıyor.
AB, Avrupa Parlamentosu, sivil kıyafetli teröristlere ev sahipliğinden vazgeçmiyor.
Bu şartlar altında...
Türkiye ne bölgesel iddiasından geri adım atabilir ne de haritası üzerindeki ameliyata razı olabilir!
İşte bu yüzden...
Kuklaya değil, kuklacıya bakıyoruz.
Tezgâhı kuranın anlayacağı dilden konuşuldu mu, Türkiye ile uğraşmak yerine işbirliği yollarını arayacaklardır.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.